Krem Peynir Kanser Yapıyor

Bilim adamları, yoğurdun meme kanseri riskini azaltırken, krem ve çedar peynirlerinin artırdığını ortaya çıkardı. Çalışmaya göre, yoğurdu fazla tüketen kadınlarda meme kanseri riski yüzde 39 oranında düşerken, çedar ve krem peynirlerini fazla tüketen kadınlarda meme kanserine yakalanma olasılığı yüzde 53 oranında artıyor.

ABD'deki Roswell Park Kanser Enstitüsü Kanser Önleme ve Kontrol Departmanından Dr. Susan McCann liderliğinde yürütülen çalışmada, meme kanseri teşhisi konulan bin 941 kadın ile sağlıklı bin 237 kadından aylık süt ürünleri tüketimlerine ilişkin anket sorularını yanıtlamaları istendi. Sonuçlar, fazla süt ürünü tüketen kadınlarda meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 15 az olduğunu gösterdi.

Çalışmaya göre, yoğurdu fazla tüketen kadınlarda meme kanseri riski yüzde 39 oranında düşerken, çedar ve krem peynirlerini fazla tüketen kadınlarda meme kanserine yakalanma olasılığı yüzde 53 oranında artıyor.

KANSERİN YÜZDE 30'UNDAN BESLENME SORUMLU

Kanser Önleme ve Kontrol Departmanı Başkanı Dr. Christine Ambrosone, "Kadınların süt ürünleri tüketimleri arasındaki farklılıklar, meme kanseri ile ilişkili potansiyel risk faktörlerine ilişkin önemli, yeni bir anlayış sunuyor. Beslenmenin tüm kanserlerin yüzde 30'undan sorumlu olduğu düşünülürken, daha fazla araştırmanın, bu riski azaltmak amacıyla hangi gıdanın daha değerli olduğunu daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını umuyoruz." ifadesini kullandı.

Farklı besin maddelerini içeren süt ürünlerinin, riski artırarak ya da azaltarak kanseri etkileme kapasitesi bulunduğu kaydedilen haberde, 2017 yılında 40 bini ölümle sonuçlanacak 252 bin 710 yeni meme kanseri vakasına rastlanacağı tahmininde de bulunuldu.

Sonuçları Current Developments in Nutrition dergisinde yayımlanan çalışma çerçevesinde 2003 ila 2014 yıllarında Roswell Park Veri Bankası'ndan elde edilen veriler incelendi.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.