Allâh’ı zikretmek, “Allah” lafzını sâdece kelime olarak tekrarlamaktan ibâret değildir. Zikir, ancak tahassüs istîdâdının merkezi olan kalpte mekân bulduğu zama
Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizʼle beraber olmayan her devir, câhiliye…
Bugün ecdâdımızdan kalan târihî câmilerde kılınan namazlarla, son devirde inşâ edilen câmilerde kılınan namazlar arasında huzur ve huşû farkı varsa, bunun bir s
Bugün âhirzaman fitneleri zuhûr etti. Şeytanın mallara ve evlâtlara ortak olduğu günler geldi. Kredi kartlarının düşüncesizce kullanılması sebebiyle, pek çok ki
Geceden nasip alabilmek, “istiğfâr” ile başlar; tevhîd, salevât-ı şerîfe ve zikrin rûhâniyetine bürünmekle devâm eder. Seherlerdeki zikir, yâni kulun Mevlâ’sı i
Başkalarını hor görerek kendini beğenmek kadar, insanı mânen helâk eden bir başka felâket yoktur. Bunun içindir ki Mevlânâ Hazretleri, birçok mânevî tehlikeden
Mevlânâ Hazretleri; “Tevâzû ve mahviyette toprak gibi ol!..” buyurmuştur. Nasıl ki toprak, ayaklar altında ezilir, bütün mahlûkâtın cürûfunu kabullenir, sîney
Mânevî terakkîde dikkat edilmesi gereken daha birçok usûl ve âdâb söz konusudur. Biz burada, bu usûl ve âdâbın belli başlıları üzerinde duracağız.
Şu husus iyice bilinmelidir ki, tasavvufun üzerine binâ edileceği esas zemin, Kur’ân-ı Kerîm ahkâmı ve Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in S
Allah Teâlâ, insanları, birbirini idare etsinler, birbirlerinin ihtiyacını görsünler diye farklı farklı mizaç, güç, kabiliyet, imkân ve meyillerde yaratmıştır.