Sadâkat timsâli yaşayışı ile eşsiz bir numûne olurken bu yaşayışın sırlarını ifade eden hikmet incileriyle dolu sözleriyle de mü’min gönüllere hayat düsturu ola
Târihimizde üç şahıs vardır ki bunlar, İslâm vahdeti yolunda kâ’bına erişilmez bir ferâgat ve firâsetle hareket ederek arkalarından serâpâ hayır ve fazîlet hâtı
Hazret-i Aişe (r.a.), Uhud Savaşında yaşanmış bir hadiseyi şöyle naklediyor.
Fâtih Sultan Mehmed Han devrinde memleketin her tarafında, her karış toprağında adâlet, hak ve hukuk hâkim durumda idi. Kânun önünde bütün insanlar eşitti. Sank
Hak dostları; Dînin zâhir ve bâtınını lâyıkıyla mezcederek şahsiyetlerine nakşetmiş; takvâ yolunda kalben merhaleler katederek davranış mükemmelliğine ve “peyga
Mûsâ Efendi, görenlere daha ilk nazarda “Ne güzel bir kul” dedirtecek nûrâniyete, güzelliğe ve mükerremiyete mazhardı. Bu kıvam ne ile ve nasıl gerçekleşmiştir,
Fatih Sultan Mehmet, velîlerin ziyâretlerinde büyük bir huzur bulur, onların feyz ve berekâtından gönlü vecd ile dolup taşardı. Bir gün, zamanının evliyâlarında
Muhterem Üstâd’ın bütün hayatı; “İnnâ lillâh” (biz her şeyimizle Allâh’a âidiz) muhtevâsında geçmişti. Seksenli yaşlara gelince ise “ve innâ ileyhi râciûn” (ve
İnsan sevdiği kimsenin şahsiyeti ile bütünleşir. Şahsiyetini en güzel kıvam yükseltmek isteyenin yapması gereken en akıllıca iş, en güzel şahsiyetle muhabbetle
Musa Topbaş Efendi'nin hayatı tertip, düzen ve intizâm üzere bir hayattı. O, âdeta bir ölçü insanıydı. Yemesinde, içmesinde, kıyafetinde, ibadetinde, infâkında,