Hüdayi Hazretleri Simya İlmini Kerametle Nasıl Buluşturdu?
Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin simyâ kıssası üzerinden nefis terbiyesi, mânevî kemâlât ve gerçek kulluk şuurunun anlatıldığı ibretlik ders.
Muhammed Muhyiddîn Üftâde Hazretleri, kendisine intisâb eden talebesi Azîz Mahmûd’un, şa’şaalı bir kadılık vazîfesinden gelmiş olmasından dolayı, ona ilk önce hîçliğini hissettirme yolunu tercîh etmiş ve onu Bursa çarşısında ciğer sattırmaktan başka, dergâhtaki abdesthânelerin temizliği hizmetine de me’mur kılmıştır. Bu nefs terbiyesi netîcesinde Kadı Mahmûd, pâdişahlara yön verecek bir kemâlâta nail olarak bizzat hocası tarafından “Hüdâyî” ismiyle vasıflandırılmıştır.
ASMA YAPRAĞINI ALTINA ÇEVİREN SIR: HÜDÂYÎ HAZRETLERİ’NİN SİMYÂ MENKIBESİ
Bir adam, Hüdâyî Hazretleri’nin simyâ[1] ilmine vâkıf olduğunu duyarak Hazret-i Pîr’e geldi ve:
“–Efendim! Sizin simyâ ilmine vâkıf olduğunuzu duydum, ne buyurursunuz?” dedi.
Hüdâyî Hazretleri hiçbir şey söylemeden yakınındaki asma dalından üç yaprak kopardı ve üzerlerine üfledi. Allâh’ın izniyle yapraklar, birer altın varak hâline geldi.
Hâdiseyi şaşkınlıkla seyreden adamcağız, hemen aynı şeyi yaptıysa da buna muvaffak olamadı. Hüdâyî Hazretleri şöyle buyurdu:
“–Oğlum! Bilesin ki simyâ ilmini öğrenmek, nefsini simyâ etmekten ibârettir...”
Hayattan ve kulluktan maksat, hârikalar ve kerâmetlere sâhip olmak değil, nefsi tezkiye, kalbi tasfiye yoluyla ham vasıftan kurtularak kâmil bir mü’min hâline gelebilmektir.
Dipnot:
[1]. Simyâ: Değersiz mâdenlerden kıymetli mâdenler elde etme ilmi.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!