Vakıa Suresi 49-50. Ayetler Ne Anlatıyor?

Vâkıa Sûresi 49-50. ayetler ışığında kıyamet günü, büyük toplanma, mahşerdeki ilahi adalet ve amel defterlerinin dağıtılacağı hesap vakti.

Vâkıa Sûresi 49-50. ayetlerde mahşer günü şöyle haber verilir:

İLÂHÎ ADALETİN TECELLÎ ETTİĞİ GÜN: MAHŞER MEYDANI

Vâkıa Suresi 49-50. Ayetler Arapça:

قُلْ اِنَّ الْاَوَّل۪ينَ وَالْاٰخِر۪ينَۙ

لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى م۪يقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

Vâkıa Suresi 49-50. Ayetler Meali:

De ki: “Hem öncekiler hem sonrakiler; bilinen bir günün belirlenmiş bir vaktinde mutlaka bir araya getirilecekler!” (Vâkıa, 56/49-50)

Bilgi:

Kıyamet kopacak, çürüyüp toprak olan bedenler tekrar diriltilecek, hesap vermek üzere herkes toplanma yerine gelecek ve hesap başlayacaktır. Herkes yaptığının karşılığını tam olarak alacak, kimseye haksızlık yapılmayacaktır. İyiler amel defterini sağından, kötüler ise solundan alacak. Cennet ve cehenneme doğru yol alan yolcuların uğrayacakları bir durak olan mahşerde iyiler daima izzet, ikram ve mükâfat görecek, kötüler ise her türlü sıkıntı ve ızdıraba maruz kalacaklardır.

Mesaj:

  1. İnsanlar öldükten sonra tekrar diriltileceklerdir.
  2. Bütün insanlar hesap vermek için Allah’ın huzurunda toplanacaktır.
  3. Kişi dünya hayatını yaşarken Allah’la buluşacağı günü unutmamalıdır.

Kelime Dağarcığı:

Evvelîn: Öncekiler.

Âhirîn: Sonrakiler.

Mîkât: Bir işi görmek için belirlenen zaman veya mekân.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Vâkıa Suresi 49-50. Ayetler Tefsiri:

  1. O “ashâb-ı şimal” ki, ne uğursuz ne bedbaht kimselerdir o “ashâb-ı şimâl!”
  2. Onlar, iliklere işleyen zehirli, kavurucu bir ateş ve son derece kaynar sular içindedirler.
  3. Kapkara bir dumanın gölgesindedirler.
  4. Bir gölge ki, ne serinlik verir, ne bir hayrı dokunur.
  5. Çünkü onlar, dünyadayken hiçbir ahlâkî kaygı taşımadan nimet ve sefahat içinde şımarıyorlardı.
  6. En büyük günahı işlemekte ısrar edip duruyorlardı.
  7. Ve şöyle diyorlardı: “Sahi biz, ölüp de toprak olduktan ve kemik yığınına dönüştükten sonra mı, yani biz o halde iken mi yeni bir yaratılışla tekrar diriltileceğiz? Bu, olacak şey değil!”
  8. “Gelip geçmiş atalarımız da mı?”
  9. De ki: “Hem şu ana kadar yaşayıp gitmiş olanlar, hem de siz ve sizden sonra gelecekler;”
  10. “Hepiniz bilinen bir günün buluşma vaktinde mutlaka bir araya toplanacaksınız!”
  11. Sonra siz ey doğru yoldan sapanlar ve gerçeği yalanla­yan­lar!
  12. O zakkûm ağacının meyvesinden mutlaka yiyeceksiniz.
  13. Yiyecek ve karınlarınızı onunla tıka basa dolduracaksınız.
  14. Üzerine de o kaynar sudan içeceksiniz.
  15. Hem de susuzluk hastalığına yakalanmış develerin suya sal­dırışı gibi saldırarak içeceksiniz.
  16. Onlara hesap gününde verilecek ziyâfet işte budur!

Uğursuz, bedbaht ve kötü kimseler olan “ashâb-ı şimâl”in öte dünyada karşılaşacakları fecî âkıbet şu şekilde haber verilir:

›  سَمُومٌ (semûm): Vücudun ve derinin gözeneklerinden içeriye doğru giren, iliklere ve beyinlere kadar işleyen zehirli, sıcak, kavurucu bir ateş.

›  حَم۪يمٌ  (hamîm): Harareti en ileri dereceye ulaşmış kaynar su. O kavurucu ateş cehennemliklerin bedenlerini ve ciğerlerini yakacağı vakit, onlar bu kaynamış suya koşacaklardır. Tıpkı, yangından, o yangını söndürmek için suya koşanlar gibi. Ancak oraya varınca suyun son derece sıcak ve kaynamış olduğunu göreceklerdir. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Onlara, içince bağırsaklarını paramparça eden kaynar sudan içirilir.” (Muhammed 47/15)

›  يَحْمُومٌ (yahmûm): Cehennemin simsiyah dumanı. Kömür veya kurum gibi kararıp duran sisli boğucu bir gölge. Bu, serinlik ve rahatlık veren bir gölge değil, yakıcı ateşin kara dumanıdır. Buna “gölge” denilmesi, kâfirlerle alay etmek içindir. Onlar aşırı sıcaktan bu gölgeye sığınmaya çalışacaklar, fakat sığındıkları zaman bunun gölge değil, simsiyah kavurucu cehennem dumanı olduğunu göreceklerdir. Bu gölgeyle ilgili şöyle buyrulur:

“Kıyamet günü inkârcılara şöyle denir: “Haydi, yalan saydığınız o azaba doğru gidin! Üç sütun hâlinde yükselen o kapkara cehennem dumanının gölgesine girin!” Bir gölge ki ne serinlik verir, ne de alevden korur. O ateş, saraylar büyüklüğünde kıvılcımlar fırlatır; sarı erkek deve sürüleri gibi dağılan kıvılcımlar. Gerçeği yalanlayanların o gün vay haline!” (Murselât 77/29-34)

›  Yiyecekleri zakkûm olacaktır. (bk. Sâffât 37/64-65) O son derece kötü, acı ve berbat yiyecekle karınlarını tıka basa dolduracaklar, üzerine de tarifi imkansız derecede kaynar cehennem suyundan içeceklerdir. Yalnız bu içme sıradan bir su içme şeklinde olmayacak; susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içtiği gibi içeceklerdir. اَلْه۪يمُ (hîm), hastalığı sebebiyle delirmiş gibi su içen, içtikçe suya kanmayan susamış develer anlamında bir kelimedir. Fakat içtikleri bu su o bedbahtları kandırmayacak, hararetlerini daha da artıracaktır.

Bahsedilen kişilerin böyle feci bir âkıbete uğramalarının sebebi şudur:

Birincisi; sahip oldukları nimetlerin şükrünü yerine getirecek yerde nankörlük etmek ve bunlarla şımarmak, lüks ve nefsânî hayata dalıp Allah’ı unutmak.

İkincisi; büyük günah üzerinde ısrar etmek. Bu, en büyük günah olarak bilinen şirk ve küfürdür. Diğer bütün günahlar, hep bundan kaynaklanmaktadır.

Üçüncüsü; öldükten sonra yeniden dirilişi ve âhiret hayatını inkâr etmek.

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com

İslam ve İhsan

HESAP GÜNÜ NASIL OLACAK?

Hesap Günü Nasıl Olacak?

MAHŞER YERİ NASIL OLACAK?

Mahşer Yeri Nasıl Olacak?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle