İspanyol Genç, Filistin Direnişinden Etkilenip İstanbul'da Müslüman Oldu

İspanyol Adria Calafell, Filistin halkının onurlu direnişinden derinden etkilenerek geldiği İstanbul’da, İslam’ı kabul etti ve hayatında yeni bir manevi yolculuğa adım attı.

25 yaşındaki Calafell, İsrail'in Gazze'de yaptığı soykırıma varan saldırılara karşı Filistin halkının onurlu direnişinden etkilenerek iç dünyasında derin bir sarsıntı yaşadı.

Aynı zamanda saldırılar boyunca Barselona'daki eylemlere katılarak Filistin halkı için adalet talebini dile getiren Calafell, bu süreçte yaşadığı sorgulamanın ardından İslam'ı daha yakından tanımaya yöneldi.

Calafell’in aylar süren okumaları ve soruları, zamanla büyük bir arayışa dönüştü ve İstanbul'a gelmeye karar verdi.

Büyük bir hayranlık ve merakla girdiği Süleymaniye Camisi'nde Kültürlerarası İletişim Merkezi (KİM) Vakfı gönüllüleriyle tanışan ve İslam'ı teorik ve pratik olarak öğrenen Calafell, kısa bir süre sonra şehadet getirerek Müslüman oldu.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları süresince ülkesinde iki yılı aşkın süredir sokaklarda Filistin halkı için adalet talebiyle sesini yükselten Calafell, şimdi de ülkesinde yükselen Müslüman karşıtlığına karşı cesurca mücadele etmeye hazırlanıyor.

Cerafall Müslüman olma hikayesini anlattı.

- "Filistinlilerin direnişi beni İslam'ı araştırmaya yönlendirdi"

25 yaşındaki İspanyol Calafell, Gazzelilerin ve Filistinlilerin direnişine ilk günden beri destek olduğunu, bu sürecin hayatındaki en büyük değişikliğe kapı araladığını söyledi.

Barselona'daki eylemlere her zaman destek verdiğini ve bu süreçte İslam'la ilgili araştırma yaptığını belirten Calafell, "Özellikle Filistin'de olanlar ve Filistinlilerin direnişi beni İslam'ı araştırmaya yönlendirdi ve manevi bir keşfe yöneldim. Bu direniş beni İslam hakkında daha derinlemesine bilgi edinmeye yönlendirdi. Beş ay önce şehadet getirdim ve Müslüman oldum." dedi.

Calafell, aktivist bir kişiliğe sahip olduğunu ve Mısır, Fas ve ardından geldiği Türkiye'de birçok güzellikten etkilendiğini anlattı.

İstanbul'a yaptığı gezide KİM Vakfı gönüllüsü birinin İslam'a davetiyle şehadet getirip Müslüman olduğunu anımsatan Calafell, "Hem İspanyolca hem İngilizce bilen KİM Vakfı gönüllüsü Ahmet bana kaynak bulmamda ve İslam hakkında daha fazla şey öğrenmemde yardımcı oldu. Müslümanların yaşadığı bir ortamda çok fazla şeyi fark ettim ve Müslüman oldum. Şimdi de ramazandaki harika atmosferi tatmak için İstanbul'da yaşıyorum. Her şey çok güzel." diye konuştu.

Ülkesine döndükten sonra ön yargıları kırmak için mücadele edeceğini anlatan Calafell, İslam hakkındaki olumsuz propagandanın kendisini çok rahatsız ettiğini belirtti.

İslam'ın güzelliklerinin görmezden gelindiğini söyleyen Calafell şöyle devam etti:

"İspanya'da, Avrupa'da, Kuzey Amerika'da, sanırım Güney Amerika'da da çok yaygın bir Müslüman düşmanlığı var. Özellikle bazı kesimlerde propagandadan ve de siyasilerin söylemlerinden kaynaklanan bir Müslüman düşmanlığı var. Batı'nın birçok bölgesinde, İspanya'da, Amerika'da, İslam adı terörizmle, şiddetle ilişkilendiriliyor ama Kur'an'ı Kerim'i açıyorsunuz, okuyorsunuz ve bunun tam tersi olduğunu görüyorsunuz. Yani tavsiyem şudur; hoşgörüsüzlüğü iyileştiren şey, bilgidir. Lütfen daha çok okuyun ve araştırın."

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.