Hastanede Kovid-19 Tedavisi Süren Genç, Aşı Olmamanın Pişmanlığını Yaşıyor

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kovid-19 Yoğun Bakım Ünitesinde zorlu tedavi süreci devam eden 28 yaşındaki Murat Memiş, herkese aşı yaptırmaları tavsiyesinde bulundu.

Kentte yaşayan Murat Memiş, iş yerindeki arkadaşlarının PCR testinin pozitif çıkması üzerine ateş, öksürük ve nefes darlığı şikayetiyle 30 Ağustos'ta Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu.

Testi pozitif çıkan Memiş, şikayetlerinin artması üzerine 10 gün önce Kovid-19 Yoğun Bakım Ünitesi'ne yatırıldı. Burada tedavisi süren Memiş, aşı yaptırmamanın pişmanlığını yaşıyor.

"Bu işin çözümü aşı, başka tedavisi yok." diyen Memiş, insanlardan aşılarını bir an evvel yaptırmalarını istedi.

"Zamanı Gelince Hemen Aşılarımı Olacağım"

Yaşadığı zorlu süreci AA muhabirine anlatan Murat Memiş, iş yerinde birkaç arkadaşının pozitif çıkması üzerine test yaptırdığını belirterek, "Tedavim bir süre evde devam etti. Durum kötüleşti, daha sonra hastaneye yattım. Ateş, öksürük, tat koku kaybı, nefes darlığı yaşadım." diye konuştu.

Bir gün normal serviste yattıktan sonra durumunun kötüleşmesiyle yoğun bakıma alındığını aktaran Memiş, aşı olmadığı için pişmanlık duyduğunu dile getirdi.

Memiş, hiçbir kronik rahatsızlığının olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Aşı olmadım, gerçekten çok önemli bir detaymış. Çok kötü bir şey bu hastalık, insan buraya yatınca anlıyor. Herkese bir an önce aşısını olmasını tavsiye ediyorum. Bir an önce aşılarını olsunlar. Aşı olmamanın pişmanlığını burada yaşadım. Kimse geciktirmesin, bir an önce aşısını olsun. Bu işin çözümü aşıdan başka bir şey değil. Yoğun bakım çok zor bir süreç, insanı çok zorluyor. Buradaki sağlık çalışanları çok zor şartlar altında çalışıyor. Allah onlardan razı olsun, çok ilgileniyorlar. Bu işin çözümü aşı, başka tedavisi yok. Ben de hastaneden çıktıktan sonra zamanı gelince bütün aşılarımı hemen olacağım."

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.