İslam'ın Yetiştirdiği İnsanın Dört Önemli Özelliği

İslam'ın yetiştirdiği insanın toplumu ve insanlığı ilgilendiren dört önemli özelliği...

İslâm egoist, hodgâm / bencil insan istemez. İslam diğergâm, fedâkâr, cömert ve kardeşlik şuuruna sahip insanı yetiştirir.

İslami şahsiyetler; kul hakkı meselesi dışında da dâimâ kardeşlerini düşünen, onlar için fedâkârlık göstermeye hazır olan kâmil mü’minin timsalleridir.

Zira hadîs-i şerifte buyurulur:

“Sizden biriniz; kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de istemedikçe, (hakikî mânâda) îmân etmiş olmaz.” (Buhârî, Îmân, 7)

Bu îman kardeşliğiyle dolan bir toplumda; bir esnaf, komşusunun siftah yapamamasına üzülür. Îcâbında kendi müşterisini komşusuna gönderir.

Böyle bir toplum huzur ve muhabbetle doludur, rahmet ve bereketle doludur.

Günümüzün kapitalist / maddiyatçı, oportünist / fırsatçı, pragmatist / menfaatperest toplumu maalesef bu kıymet hükümlerinden çok uzaklaşmıştır.

Tam tersine, toplumdaki fertler; birbiriyle yarış hâlinde gövde gösterisine düşmekte, dünya süsü ve âlâyişiyle böbürlenme telâşına kapılmaktadır.

Böyle bir toplum ise; kin, haset ve nefret duygularıyla kasvetli bir cemiyete dönüşmekte, bereket ortadan kaybolmakta, vicdanlar kurumaktadır.

Fert ve cemiyet hâlinde huzur istiyorsak bunun yegâne yolu, Kur’ân ve Sünnet’in muhteşem ölçülerini, ahlâk-ı hamîdeyi yaşama gayretindedir.

Rabbimiz muvaffak buyursun.

Yâ Rabbî!.. Bizlere helâl ve temiz rızık nasîb eyle!.. Haram ve şüphelilerden muhafaza buyur!.. Kalplerimize kardeşlik duygusunu, cömertlik ve fedâkârlığı sevdir!..

İnâyet eyle yâ Rabbî!..

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2021 Ay: Ocak, Sayı: 191

MÜSLÜMAN KİME DENİR?

Müslüman Kime Denir?

MÜSLÜMAN KİMDİR?

Müslüman Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.