İslam Büyüklerinin Anne Sevgisi ve Hürmeti
Hz. Peygamber (s.a.v.), sahabe, âlim ve velilerin hayatından örneklerle anneye sevgi, saygı ve hürmetin önemi ele alınıyor.
Huzeyfe -radıyallâhu anh- anlatıyor:
İSLAM BÜYÜKLERİNDE ANNEYE HÜRMET VE VEFA ÖRNEKLERİ
Bir gün annem bana;
“–Peygamber Efendimiz’le en son ne zaman görüştün?” diye sordu.
Ben;
“–Birkaç günden beri O’nunla görüşemedim.” dedim. Çok kızdı ve beni ağır bir şekilde azarladı.
“–Anneciğim! Dur kızma! Hemen Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in yanına gideyim, O’nunla beraber akşam namazını kılayım ve O’ndan benimle senin için istiğfâr etmesini taleb edeyim.” dedim... (Tirmizî, Menâkıb, 378; Ahmed, V, 391-2)
Peygamber Efendimiz’in Anneye Öncelik Veren Tavsiyesi
Böylesi eli öpülesi, ömürlük teşekküre lâyık anneler, en yüksek ihtirâmın adresi oldu. Nitekim bir sahâbî, Peygamber Efendimiz’e gelerek;
“–Güzel muâmelede bulunmam ve kendisine en güzel şekilde sahip çıkmam husûsunda en önde gelen kişi kimdir?” diye sordu. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;
“–Annen!” buyurdu.
O sahâbî;
“–Ondan sonra kimdir?” diye sordu. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;
“–Annen!” buyurdu. Sahâbî tekrar;
“–Ondan sonra kim gelir?” diye sordu. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yine;
“–Annen!” buyurdu. Sahâbî tekrar;
“–Sonra kim gelir?” diye sorunca Rasûl-i Ekrem Efendimiz bu sefer;
“–Baban!” cevabını verdi. (Buhârî, Edeb, 2)
Peygamberimizin Sütannesine Gösterdiği Vefa ve Hürmet
Anneye gösterilen bu hürmetin canlı bir misâlini, eşsiz bir vefâ sahibi olan Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, sütannesine gösterirdi.
Sütannesi Halîme Hatun’u her gördüğünde; “Anneciğim! Anneciğim!” der, kendisine candan muhabbet ve hürmet gösterir, ridâsını (üst elbisesini) yere serip üzerine oturtur, bir isteği varsa hemen yerine getirirdi. (İbn-i Sa‘d, I, 113, 114)
Annesine hürmet gösterenler, en güzel şekilde muâmele edenler, ilâhî ve nebevî meth ü senâya mazhar oluyorlardı.
Hz. Peygamber’in Cennette Gördüğü Salih Amel Sahibi Kimse
Bir gün Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
“Uyumuştum, kendimi cennette gördüm. Bir kimsenin sesini işittim, Kur’ân okuyordu.
«–Bu kimdir?» diye sordum.
«–Bu Hârise bin Nu‘mân’dır.» dediler.”
Bunu anlatan Efendimiz sözlerine şöyle devam ettiler:
“–İyilik işte böyle olur, iyilik işte böyle olur!”
Hârise -radıyallâhu anh- annesine karşı çok iyi davranan bir sahâbî idi. (Ahmed, VI, 151-152; Hâkim, IV, 167)
Fahr-i Kâinât Efendimiz’in nurlu yolundan giden İslâm şahsiyetleri de anneye gösterdikleri hürmetle yâd edildiler.
Âlimlerin Annelerine Olan Sevgisi ve Hürmeti
İmâm-ı Âzam Hazretleri, Halîfe Mansur’un arzusuna göre içtihatta bulunmamak için Bağdat kadılığını reddetti. Mukābilinde hapse atıldı. O vaziyette bile tek endişesi, annesinin bu haberi duyup üzülmesiydi.
Abdurrahman Câmî Hazretleri;
“Ben annemi nasıl sevmem. O beni bir müddet karnında, cisminde; bir müddet kollarında; hayat boyu da kalbinde taşıdı.” buyurarak fazîletli bir annenin ömürlük teşekküre lâyık olduğunu ne güzel ifade etmiştir.
Bahâeddin Nakşibend -kaddesallâhu sırrahû- Hazretleri de;
“Benim kabrimi ziyaret etmek isteyenler, önce annemin kabrini ziyaret etsin.” buyurarak, annesi için sadaka-i câriye olma gayretinde oldu.
Kitlelere ve cihâna yön verenlerin arkalarında dâimâ sâliha bir anne vardır.
Anneler de bu hürmet ve teşekküre lâyık, hizmet âbideleriydiler. Onlar, terbiye ediciliğin fârik husûsiyeti olan şefkat ahlâkının en güzîdesiyle müzeyyen kılınmış böylece;
“Anne tek başına bir okuldur.” sözünün şahidi olmuşlardı.
Onlar, sadece kendi evlâtları için değil, ümmet-i Muhammed’in evlâtları için; Merhamet kahramanları...
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hidayet Güneşi, Yüzakı Yayıncılık









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!