İnsan Neden Güzelliğe Hayranlık Duyar?

İnsan neden güzelliğe hayranlık duyar ve kalbi daima en mükemmeli arar? Kur’ân-ı Kerîm, en güzel örneğin Rasûlullah’ın (s.a.v.) yüce ahlâkında olduğunu bildirir. Gerçek güzellik geçici suretlerde değil, Efendimiz’in (s.a.v.) hiç solmayan faziletler güldestesindedir.

İnsan, güzelliğe meftundur. Gerek sûret ve gerekse sîret bakımından bütün varlık, cemâli arar, hüsne âşıktır. Tatlı suyun başı kalabalıktır. İnsan rûhu; en güzel şahsiyete hayranlık besler, en güzel ahlâka doğru meyleder.

Cenâb-ı Hak da, varlığı ve yokluğu niçin yarattığı suâlinin cevabında;

“Hanginizin, amel bakımından (fiil ve davranışlar, ibâdet, muâmelât ve ahlâk bakımından) en güzel olduğunu imtihan edip ortaya çıkarmak için” buyurmuştur. (Bkz. el-Mülk, 2)

İnsanlık sanat ile de bu güzellik arayışı için meşgul olmuştur. Fânî bir ressamın, uçsuz bucaksız şu kâinâtın küçük bir bölümüne bakarak oluşturduğu sanat eseri, insanlar tarafından büyük bir hayranlıkla seyredilir. Ressam tebrik edilir. O resimler için sergiler açılır.

Hâlbuki esas seyredilecek, temâşâ edilecek ve hayran olunacak olan, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’dir.

İnsanlar, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı hârika renk ve kokulara sahip çiçeklere hayrandır. Lâkin onlar bir müddet sonra solarlar, kururlar. Çünkü onlar en güzelin sadece birer remzidirler. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise; hiç solmayacak güzelliklerle, hârikulâde hasletlerle müzeyyen bir güzel ahlâk mecmûasıdır, fazîletler güldestesidir.

Cenâb-ı Hak, Habîbi’ni bize şöyle tarif eder:

“Şüphesiz Sen yüce bir ahlâk üzeresin!” (el-Kalem, 4)

Elbette bu muazzam güzellik, sadece seyredilmek için değildir. Örnek alınmak, imtisâl edilmek, ittibâ edilmek içindir.

Rabbimiz bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurur:

“Andolsun ki, Rasûlullah; sizin için, Allâh’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allâh’ı çok zikredenler için, güzel bir örnektir.” (el-Ahzâb, 21)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Eylül, Sayı: 247

İslam ve İhsan

PEYGAMBERİMİZİN AHLAKI NASILDI?

Peygamberimizin Ahlakı Nasıldı?

PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN GÜZEL AHLAKI İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

Peygamber Efendimiz’in Güzel Ahlakı ile İlgili Örnekler

“PEYGAMBERİMİZİN AHLAKI KUR’AN’DI” HADİSİ

“Peygamberimizin Ahlakı Kur’an’dı” Hadisi

PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL AHLAKINDAN ÖRNEKLER

Peygamberimizin Güzel Ahlakından Örnekler

PEYGAMBERİMİZİN EDEBİ, NEZAKETİ VE GÜZEL AHLAKI

Peygamberimizin Edebi, Nezaketi ve Güzel Ahlakı

PEYGAMBERİMİZİN İNSANLIĞA IŞIK TUTAN YÜKSEK AHLÂKI

Peygamberimizin İnsanlığa Işık Tutan Yüksek Ahlâkı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.