İnsan İnsandan Beslenir: Ferdiyetçilikten Vahdete Sohbet ve Cemaat Ruhu
Abdullah Sert Hocaefendi ile "insan insandan beslenir" hakikati üzerine bir hasbihal. Dijital yalnızlığa karşı cami merkezli sosyalleşme, İmam-ı Gazali’den hallerin bulaşıcılığı ve Nakşibendiye’de göz, söz, hal eğitimi ile ferdiyetçilikten vahdete giden yol.
İnsan insandan beslenir; insanla büyür ve insanla gelişir. Modern çağın dijital yalnızlığına karşı kadim bir reçete sunan bu sohbet; cami merkezli içtimai hayatın, göz göze ve hal hale eğitimin toplumdaki huzuru nasıl 'amip usulü' çoğalttığını gözler önüne seriyor.
SOSYALLEŞMENİN RUHUNDAKİ HAKİKAT: "İNSAN İNSANDAN BESLENİR"
"İnsan insandan beslenir" diye bir söz var hocam. Yani insan insanla büyür, insanla gelişir. Ne kadar içtimailik ve sosyalleşme olursa toplum da o noktada hem kendi içinde huzuru sağlamış olur hem de gerçek bir toplumsal kaynaşma yaşanır. Toplum böylece vahdete ulaşır; ferdiyetçilikten uzaklaşıp toplumsal bir hayata doğru evrilir. Hak ve hukuk da ancak o zaman gözetilmiş olur.
Aksi takdirde; tamamen ferdi bir yaşayış, "Ben keyfime bakarım, kimseye dokunmam, kimseden de bir şey beklemem" mantığı insanı hayatta tamamen yalnızlaştırıyor. Yalnızlaşınca da insanın problemleri çoğalıyor.
SOKAKLARDAN GÖNÜLE: CAMİDE BAŞLAYAN İÇTİMAİ KAYNAŞMA
Dikkat edin; bugünkü ruhi ve psikolojik problemlerin çoğunun temelinde bu yalnızlaşma var. Özellikle gençlerde, dijital merak dolayısıyla ciddi bir yalnızlaşma görülüyor; insanlar yalnız kalınca da problemlerini çözemiyorlar.
İşte bu noktada cemaat olmanın ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Bu şuur, cami cemaatinden başlıyor hocam. Bir mahallede camiye giden insanları bazen görüyorum; camiden çıktığımızda üç beş arkadaşın muhabbet ederek gittiklerine şahit oluyorsunuz. "Ne kadar güzel" diyorsunuz. Sabahın erken saatinde bizim camide görüyorum; birkaç sokak ileriden, uzak bir yerden geliyorlar. Namazdan sonra öyle güzel bir muhabbetle dönüyorlar ki henüz trafik bile başlamamış oluyor. Yolun ortasından tatlı tatlı sohbet ederek yürüyorlar; sonra her apartman önünde "Hadi hayırlı günler kardeşim" deyip birbirlerine selam vererek ayrılıyorlar. Demek ki cami, bizim içtimai hayatımızı sağlayan en temel mekânlardan birisidir.
Tabii sadece cami değil, sohbetler de bu sistemin bir parçasıdır. Daha özelde, bazı güzel insanların umumi sohbetleri, bayram, cuma veya haftalık sohbetleri oluyor. O sohbetlere dışarıdan baktığınız zaman çok farklı bir güzelliği görüyorsunuz. Gerçekten İlham’daki, Hüdayi’deki sohbetlerde insanlar sohbet bitince hemen kopup gitmiyor. Caminin avlusunda, konferans salonunda veya dergâhın avlusunda insanların nasıl kaynaştıklarını görüyorsunuz ki bu, mutluluğun bir başka boyutudur.
HALLER DE BULAŞICIDIR: İMAM-I GAZALİ’DEN DOSTLUK ÖLÇÜSÜ
Zaten Nakşibendiye’de en erdirici eğitim yolu sohbet usulüdür. Çünkü sohbette gözle bir iletişim vardır; göze yakın olan gönle de yakın olur. Sohbetler sizi göz göze bir araya getiriyor. Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur; bu birliktelik insanları kaynaştırıyor.
İkinci olarak, sohbette bir arada bulunma hali vardır. İmam-ı Gazali diyor ki: "Sadece hastalıklar ve mikroplar bulaşıcı değildir; haller de bulaşıcıdır." İyilerle beraber olursanız onlardan size iyilik, kötülerle beraber olursanız kötülük bulaşır. Efendimiz (s.a.v.) de bu durumu şöyle buyurur: "İyi insanlarla dost olan, misk satanla beraber olan gibidir; onun güzel kokusu sana bulaşır. Kötü insanlarla beraber olan ise demirci çırağıyla beraber olan gibidir; onun isi pası sana bulaşır."
GÖZ, SÖZ VE HALİN MÜBAREK TEMASI: İYİLİĞİN 'AMİP USULÜ' ÇOĞALMASI
Üçüncü olarak ise sözlü ifade vardır. Duygularımızı kelimelerin elverdiği ölçüde sözle anlatırız. Sohbet; göz, söz ve hal eğitimini bir arada sunduğu için en kestirme eğitim yoludur. Göz göze, söz söze ve hal hale bir temas vardır.
İşte cami ve sohbet meclisleri insanları süs olsun diye bir araya getirmiyor; orada cemaat hem göz göze geliyor hem de bir arada bulunuyor. Böylece toplumda iyilik, adeta amip usulü çoğalarak yayılıyor.









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!