Hollanda'daki Müslümanlardan Huzurevine Ziyaret

Robijnhof huzurevi sakini van der Vegte, "Bu yaptıkları benim için çok özel ve çok şey ifade ediyor. Salı günleri ne zaman gelecekler diye onları dört gözle bekliyorum." dedi.

Hollanda'da aralarında mültecilerin de bulunduğu gönüllü Müslümanlar, her hafta huzurevlerini ziyaret ederek Hollandalı yaşlıların gönlünü alıp mutlu ediyorlar.

Omalief ve İslam Color Vakfı tarafından organize edilen huzurevi ziyaretlerinde, gönüllüler haftanın belirli günü ve saatinde kimsesiz yaşlılara özel ilgi göstererek yardımcı oluyorlar. Havanın güzel olduğu günlerde gönüllüler, yaşlılarla alışveriş yapıyor ve kültürel faaliyetlere katılıyorlar.

Robijnhof huzurevi sakinlerinden 91 yaşındaki Rie van der Vegte, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gönüllüler yanında olduğu için çok mutlu olduğunu söyledi.

Van der Vegte, "Beni ziyaret etmelerinden hoşnut oluyorum. Bu yaptıkları benim için çok özel ve çok şey ifade ediyor. Salı günleri ne zaman gelecekler diye onları dört gözle bekliyorum." dedi.

Omalief Vakfı Başkanı Mustafa Kuş, amaçlarının İslam dininin ve Türk kültürünün güzelliklerini göstererek huzurevinde bulunan yaşlılara faydalı olabilmek olduğunu kaydetti.

Kuş, "Hollandalı yaşlılar çoğunlukla yalnızlık çeken insanlar. Bizim dinimizden ve ırkımızdan olmayan bu yaşlılara yaklaşarak onlara sahip çıkıyoruz. Aslında çok bir şey yapmıyoruz. İlgimizi ve sevgimizi gösteriyoruz. Bizimle arkadaş oluyorlar. Yaşlı bir nine bizimle tanışmadan önce yaşamak istemiyordu fakat biz onunla ilgilenmeye başladıktan sonra ölmekten vazgeçtiğini söyledi." diye konuştu.

Hollanda Kraliyet ailesi tarafından verilen iki ödül dahil bazı ödüller aldıklarını vurgulayan Kuş, "Bu projeyi başka insanlara sunmak için çeşitli bakanlar ve belediye başkanları tarafından kabul edildik." ifadesini kullandı.

Huzurevi sakinlerinden Demans (bunama) hastası olanların gönüllüleri hatırlayarak sevinçle karşıladıklarını aktaran İslam Color Vakfı gönüllüsü Korhan Tunca da, “Onları mutlu görmek bizi de mutlu ediyor. Bu işi yapmaya başladığımda gençliğin kıymetini daha iyi anladım. Topluma faydalı olabilmek bana çok iyi his veriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.