Hadesten Taharet Nedir?

Büyük hades ve küçük hades nedir? Hadesten taharet ne demektir? Hadesten taharet nasıl yapılır? Hadesten taharetin hükmü.

Namaz abdesti olmayan, cünüp, âdetli veya loğusa bulunan kimselerin durumuna “hades hâli” denir. Bunlardan namaz abdesti gerekenin suyla abdest alması, gusül yapması gerekenin de suyla boy abdesti alması veya su bulunamaması ya da bulunup da kullanılamaması durumunda teyemmüm abdesti alması ile “hadesten temizlenme” meydana gelir. Abdestsizlik hâline “küçük hades”, cünüplük ve bu hükümde olanlara “büyük hades” denir. Bunlardan temizlenme maddî kirleri giderme, beden sağlığını koruma gibi yararlar yanında, kişiyi Yüce Rabb’ine ibadete hazırlar.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Ey îman edenler, namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başınızın bir bölümünü meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice temizlenin… Eğer su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm edin.”[1]

Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: “Sizden birinizin namazı, abdestsiz olduğunda abdest almadıkça kabul olunmaz.”[2]

Farz, vâcip, sünnet veya nâfile namaz veya tilâvet yahut şükür secdesi gibi eksik namaz için abdestli bulunmak şarttır. Abdestsiz kılınacak bir namaz geçerli olmaz.

Namaz kılarken herhangi bir sebeple abdest bozulsa, namaz da bozulmuş olur. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Sizden biri, namazda yellendiği zaman, namazdan ayrılıp abdest alsın ve namazını iade etsin.”[3]

Dipnotlar:

[1] Mâide, 5/6. [2] Buhârî, Vüdû, 2; Müslim, Tahâre, 2; Tirmizî, Tahâre, 1; Dârimî, Vüdû, 21; A. İbn Hanbel II, 39. [3] Ebû Dâvûd, Tahâre, 81, Salât, 187; Tirmizî, Radâ, 12.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle Aile İlmihali, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

NAMAZIN 12 FARZI NEDİR?

Namazın 12 Farzı Nedir?

HÜKMİ KİRLİLİK, HADES VE HÜKMİ TEMİZLİK, HADESTEN TAHARET NE DEMEKTİR?

Hükmi Kirlilik, Hades ve Hükmi Temizlik, Hadesten Taharet Ne Demektir?

NAMAZIN ŞARTLARI KAÇTIR VE NELERDİR?

Namazın Şartları Kaçtır ve Nelerdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.