Hacerül Esved’in Özellikleri

Hacerül Esved taşının özellikleri nelerdir? Hacerül Esved taşı ile ilgili hadis-i şerifler.

Allah Resûlü’nün bildirdiğine göre Hacer-i Esved, cennetten indirilmiştir. O zaman sütten ve kardan daha ak olduğu hâlde, insanların günahları, daha sonra onun kararmasına sebep olmuştur. (Tirmizî, Hac, 49/877; Ahmed, I, 307)

Ayrıca zaman zaman çıkan yangınlar, onu daha da siyah hâle getirmiştir. Nitekim bu siyahlığın sâdece görünen kısımda bulunduğu, Hacer-i Esved’in Kâbe duvarına gömülü kısmının hâlâ beyaz olduğu söylenmiştir.

Mücâhid şöyle demiştir:

“Abdullâh bin Zübeyr (r.a), Beytullâh’ı yenilemek için yıktığında Hacerül Esved’e baktım; Beyt’in içinde kalan kısmı beyazdı.”

Karmatîler, yerinden söküp götürmüş oldukları Hacer-i Esved’i, hicrî 339 senesinde iâde ettiklerinde, yerine konulmadan önce Muhammed bin Nâfî el-Huzâî onu incelemiş ve şöyle demiştir:

“Hacerül Esved’i yerinden sökülmüş olduğu hâlde inceledim; siyahlık sâdece baş tarafındaydı, diğer tarafları ise beyazdı.”

Yine hicrî 1039 senesinde Kâbe büyük bir sel netîcesinde yıkılmıştı. Yeniden inşâ edildiği esnâda orada bulunan İmâm İbn-i Allân el-Mekkî, inşaatın safhalarını izleyerek tafsîlâtıyla kaydetmiş ve Hacer-i Esved hakkında şunları söylemiştir:

“Hacerül Esved’in Kâbe içinde örtülü kalan kısmının rengi Makâm-ı İbrâhîm gibi beyazdır…”[1]

Resûlullah Efendimiz (s.a.v) şu müjdeyi vermiştir:

“Vallahi Allah Teâlâ, onu (Hacerül Esved’i) kıyâmet günü gören iki gözü ve konuşan bir dili olduğu hâlde diriltir, o da kendisini hakkıyla istilâm edenler için şâhitlik yapar.” (Tirmizî, Hac, 113/961)

Dipnot:

[1] Bkz. Said Bektaş, Fadlu’l-Haceri’l-Esved ve Makâmi İbrâhîm, Beyrut 1420, s. 36-38; Dr. Muhammed İlyâs Abdülganî, Târîhu Mekkete’l-Mükerrameti Kadîmen ve Hadîsen, el-Medînetü’l-Münevvere 2001, s. 43.

Kaynak: Dr. Murat Kaya, Mescid-i Haram’dan 111 Hatıra, Erkam Yayınları

HACERÜL ESVED NE DEMEK?

Hacerül Esved Ne Demek?

HACERÜL ESVED TAŞININ TARİHİ

Hacerül Esved Taşının Tarihi

HACERÜL ESVED’İN SELAMLANMASI VE ÖPÜLMESİNİN HİKMETİ

Hacerül Esved’in Selamlanması ve Öpülmesinin Hikmeti

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.