Hac Ne Zaman Farz Olur?

Haccın farz olmasının şartları nelerdir? Haccın farz olması için aranan şartlar.

Bir kimseye haccın farz olması, başka bir deyimle hacla yükümlü sayılması için şu şartların bulunması gerekir.

HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI

1) Müslüman olmak: Gayrimüslimler hac ile yükümlü değildirler. Bu yüzden bir gayri müslim herhangi bir vesileyle hac ettikten sonra İslâm’a girse, diğer şartları da bulununca yeniden hac yapması gerekir. Yine bunun gibi, bir müslüman hac ettikten sonra dinden çıkıp, daha sonra tevbe ederek İslâm’a dönse, diğer şartlar bulununca, onun da yeniden hac yapması gerekir.

2) Ergen ve akıllı olmak: Çocuklar ve akıl hastaları hacla yükümlü değildirler. Çünkü bunlar dînî hükümlerle yükümlü tutulmamışlardır. Akıl hastasının yapacağı hac veya umre, ibâdet ehliyeti bulunmadığı için geçerli olmaz. Bu ikisi hac yapsa, sonra çocuk ergenlik çağına ulaşsa, akıl hastası iyileşse, bunlara hac farz olur. Çocuğun ergenlik çağından önce yaptığı hac nâfile sayılır. Hadiste şöyle buyurulur: “Üç kişiden kalem kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, ergenlik çağına girinceye kadar çocuktan, iyileşinceye kadar akıl hastasından” [1] Ancak akıl hastalığı, bayılma, sarhoşluk ve uyku, ihram emrini ortadan kaldırmaz.[2]

3) Hür olmak: Köleye, esire ve hapiste bulunana hac farz değildir. Çünkü hac, süresi uzun, belli bir yolculuğu gerekli kılan ve yolculuğa güç yetirilmesi şart kılınan bir ibâdettir. Özgürlüğü olmayan veya kısıtlı bulunan kimsenin bunu ifa etmeye gücü yetmez.

4) Vakit: Hac yılda bir kez ve İslâm’ın belirlediği zamanda yapılabilir. Bu yüzden kişi, Arafat’ta vakfe ve ziyâret tavafı için belirli vakitlere yetişmedikçe kendisine hac farz olmaz. Şu âyetler haccın vakitli bir ibâdet olduğunu gösterir “Sana yeni doğan ayları (hilalleri) sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve özellikle hac için vakit ölçüleridir.” [3] “Hac, bilinen aylardadır.” [4] Hz. Peygamber Vedâ haccını ashâbıyla birlikte Zilhicce ayında yapmış ve hacla ilgili şu çağrıda bulunmuştur: “Hac menâsikini benden alın, benden gördüğünüz gibi hac yapın.” [5] Hanefî ve Hanbelîler’e göre, hac ayları; Şevvâl ve Zilkâde ayları ile Zilhicce’nin ilk 10 günüdür.

Bu sürenin dışındaki vakitler, farz hac için ihrama girmeye ve haccın rükünlerini ifâya elverişli değildir. Ancak hac niyetiyle ihrama, bu aylardan önce girilse, ihram geçerli ve yapılacak hac sahih olur. Delili; “Hac ve umreyi Allah için tamamlayınız” [6] âyetidir. Bu durumda hac ayları girmedikçe hac fiillerinden birşey yapmak câiz olmaz. Hanefîlere göre ihrâm bir şart olup, bunun öne alınması, abdestin namaz vaktinden öne alınması gibidir. Çünkü ihrâm, hac yapacak kişinin kendisine bazı şeyleri yasaklaması ve bazı şeyleri de gerekli kılmasıdır. Yine bu, ihrâmı, Mikât’tan önce başlatmak gibi olur.

Mâlikîler’e göre, hac ayları tam üç aydır. Hac için ihrama girmenin vakti, Şevval ayının başından, yani Ramazan bayramının ilk gecesinden itibaren başlar, Kurban bayramı sabahı şafak sökünceye kadar devam eder. Bir kimse bayram sabahı tan yeri ağarmazdan önce bir an, ihramlı olarak Arafat’ta dursa hacca yetişmiş olur. Geride ziyaret tavafı ve sa’y gibi hac menâsiki kalır.[7]

5) Haccı ifâya gücün yetmesi (istitâa): Bu; beden, mal veya yol güvenliği ile ilgili olabilir. Âyette, “Oraya gitmeye gücü yeten herkesin o evi hac yaparak ziyaret etmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.” [8] buyurulur. Bu âyetteki “hacca yol bulabilen, hacca gitmeye gücü yeten” ifadesi, Hanefîlere göre “beden ve mal olarak güç yetirme (istitâat) ve yol güvenliği” unsurlarını kapsar. Bunlar haccın edasının şartlarıdır. İbn Abbâs “istitâa”yı, yol azığı (zâd) ve binitin (râhıle) bulunması olarak tefsir etmiştir. Hac, sadece Mekke ve çevresinde belirli günlerde yerine getirilen bir ibadet olduğu için, yükümlülük bedenî ve mâlî imkânların yeterli olması şartına bağlanmıştır. Çünkü İslâm, kişiye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemez.[9] “Yapabilme ve güç yetirme” anlamına gelen “istitâa”; hac yolculuğuna çıkacak kişinin gidip dönünceye kadar kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimlerini sosyal seviyelerine uygun olarak sağlayacak mâlî güce ve hac için yeterli zamana sahip olmasını ifade eder.

Yoksul olup mîkatlerin dışından gelen kimse işçi, şoför, muavin, kasap gibi bir görevle veya başkasının sağladığı imkânlarla en geç arefe günü Mekke’ye ulaşsa, Mekke’li gibi olur ve hac yapacak güce kavuştuğu için farz haccını ifa etmiş olur.[10]

Dipnotlar:

[1] Ebû Dâvud, Hudûd, 17; İbn Mâce, Talâk., 15 [2] Kâsânî, age, II, 120-122, 160; İbnü’l-Hümâm, age, II, 120 vd.; Meydânî, age, I, 177; İbn Rüşd, age, I, 308 vd.; İbn Kudâme, age, III, 218, 222, 241, 248-250. [3] Bakara, 2/189. [4] Bakara, 2/197. [5] Müslim, Hac, 310. [6] Bakara, 2/196. [7] İbnü’l-Hümâm, age, II, 220 vd.; İbn Kudâme, age, III, 271; Şîrâzî, Mühezzeb, I, 200; Zühaylî, age, III, 63-65. [8] Âl-i İmrân, 3/97. [9] Bakara, 2/286. [10] İbn Âbidîn, age, IV, 424.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

HAC İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Hac ile İlgili Ayet ve Hadisler

KÂBE VE HAC İBADETİNİN TARİHİ

Kâbe ve Hac İbadetinin Tarihi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.