Güney Afrika'dan Ertuğrul Gazi Türbesi’ne Ziyaret

TRT'de gösterilen "Diriliş Ertuğrul" dizisi ve önceki yıl mayısta başlatılan "Saygı Nöbeti"nin de etkisiyle ziyaretçi akınına uğrayan Ertuğrul Gazi Türbesi'ne geçen yıl 1 milyon 300 bin kişi ziyarette bulundu.

ilecik'in Söğüt ilçesinde bulunan ve 6 yıl öncesine kadar yıllık 300 bin kişinin ziyaret ettiği Ertuğrul Gazi Türbesi'ni, geçen yıl 1 milyon 300 bin kişi ziyaret etti.

Ertuğrul Gazi Türbesi'nde 7 Mayıs 2017'den bu yana alp kıyafetli askerler tarafından "Saygı Nöbeti" tutuluyor. Nöbet, Jandarma Genel Komutanlığı ve Bilecik 2. Jandarma Er Eğitim Tugay Komutanlığının katkılarıyla Söğüt Ulaştırma Eğitim Merkez Komutanlığında 9'u uzman çavuş, 4'ü erbaş ve er olmak üzere 13 asker tarafından gerçekleştiriliyor.

Valilikçe temin edilen alp kıyafetlerindeki aksesuarlarda, tarihi misyona uygun malzemeler kullanılıyor. Askerler, sabah 09.00'da başlayan Saygı Nöbeti'nde 19.00'a kadar her saat başında nöbet değişimi yapıyor. Yılın 365 günü tutulan nöbet bölgeyi ziyarete gelenlerin ilgisini çekiyor.

GÜNEY AFRİKA'DAN 45 GENÇ TÜRBEDE DUA ETTİ

Türbeyi ziyarete gelen İstanbul Üsküdar'da faaliyet gösteren Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı'nın Türkçe Eğitim Birimi sorumlusu Alim Çataklı, "Kamerun, Mali, Gana, Malezya, Küba, Nijerya, Uganda gibi ülkelerden vakfımızda eğitim gören gençlerimizi Ertuğrul Gazi'nin huzuruna getirdik. Bu arkadaşlar burada Türkçe eğitimi görüyor ve kültürel faaliyetlerimize katılıyorlar. Diriliş dizisini hayranlıkla izliyorlar. Bundan sonra da daha iyi izleyeceklerine inanıyorum. Buraya 45 öğrenci ile geldik." diye konuştu.

Kamerun'dan gelen Muhammet Ahmet, manevi atmosfere hayran kaldığını dile getirerek, "Ertuğrul Gazi'yi biliyorum, her filmini izledim. Çok seviyorum. Burada dua ettik, muhabbet ettik." ifadesini kullandı.

Burkina Faso'dan gelen Arazak Kaburi de Alp kıyafetlerini giydiğini ve çok mutlu olduğunu aktardı.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.