Günaha Girmeyelim Diye Gizlice Dinî Nikâh Kıydık ve Ayrıldık Ne Yapmalıyız?
"Günaha girmeyelim diye gizlice dini nikah kıydık fakat anlaşamadık ayrıldık. Tavsiyeniz nedir?" Sizlerden gelen soruları ve dinî meselelere dair merak edilenleri Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Evlilik, kardeşimizin de dediği gibi ciddi bir hadise. Ondan dolayı evlilikle ilgili özel meselelerin bir radyo programı içerisinde dile getirilmesi belki ana hatlarıyla mümkün olabilir ama kişilerin özel durumlarına ilişkin çözümleri böyle bir genel programdan beklemek yanlış olur. Dolayısıyla bu kardeşimizin yapması gereken şey, kendisine en yakın müftülüğe müracaat edip şahsi olarak gidip meseleyi kendisinin değerlendirmesi, hoca efendiyle müftülükteki görevli olan efendim fetva uzmanı kardeşimizle bu meseleyi dile getirmesi, bir noktaya bağlamasıdır.
EVLİLİĞİN CİDDİYETİ MESELESİ
Ama mesele evliliğin ciddiyeti meselesi olunca burada birkaç kelam etme mecburiyeti hasıl oluyor. Genel bir ifade ile şunu söylemek gerekir ki evlilik de Cenab-ı Allah'ın bir lütfudur, bir nimettir. Bu nimeti Cenab-ı Allah ne zaman verecekse veya verip vermeyeceği de onun takdirindedir. Üzerinde toplumsal bir baskıya dönüşecek bir hale getirilmemelidir. Yani 'evlenmedin mi?', 'hâlâ isteyenin çıkmadı mı?', 'hâlâ mı bekarsın?', 'evde kaldın' türünden baskılar bazen böyle ister istemez bize çok böyle sıradanmış gibi geliyor. Ama belli ki bu kız kardeşimizin ve benzer durumda olan kardeşlerimizin belki mesele nirengi noktasına geldiği için çok alındıkları bir hal alabiliyor ve ilk böyle fırsatta da olayın ciddiyetiyle bağdaşmayacak birtakım hatalar işleyebiliyorlar.
Evlilik Gizli Kapaklı Yapılacak Bir İş Değildir ve Çok Tehlikelidir
Burada kardeşimizin hatasının ben şu olduğunu görüyorum: Evlilik gizli kapaklı yapılacak bir iş değil. Yani biri size aday olarak geldi, 'işte biz rahat konuşalım, süreç daha hızlı ilerlesin diye dini nikah yapalım.' Tamam, yapın. Bunda bir problem yok. Bunun yanlış bir tarafı da yok. Ama anneden, babadan habersiz olarak bunun yapılması, özellikle de kızın annesinin, babasının, ailesinin bundan haberdar olmadan bunun yapılması bu çok tehlikeli bir şeydir. Bugün Türkiye'mizde 100 kişiden en az 20-30 kişi hâlâ dini nikahla evliliğini devam ettirmektedir. Resmi nikah ihtiyacı duymamaktadırlar. Yani 'resmi nikah olunca olay ciddi oluyor, dini nikah olunca olay oyuncak oluyor' türünden bir anlayış; bu da yanlış bir anlayış. Çünkü bir tane nikah var. Yani bu nikah Allah'ın izni, Peygamberin kavli ile tarafların birbirleriyle evlilik beyanlarını dile getirmeleridir. Burada yanlış olan bunun gizli kapaklı olması. Dini nikah olunca gizli, ailelerden habersiz; ama resmi olunca işte salonda vesairede ilan edilerek olması şeydir. Yoksa dini nikahla ailelerle beraber yapılır ve evlilik ister müftü efendinin huzurunda olsun, bir hoca efendinin huzurunda olsun; isterse de milletin içerisinde efendim irade beyanı yapmakla olsun aynı sonucu doğuran bir şeydir. Dolayısıyla dini nikahla evlendik ama herkes babasının evinde kalmaya devam etsin, arada bir çarşıya, pazara giderken ele tutuşalım diye yapılan bir eylem değildir. Evlendikten sonra artık yeni bir evlilik evine geçilir. Yani kız babasının evini terk eder, oğlan babasının evini terk eder, yeni bir eve kendilerine ait veya kiralık veya baba evlerinde yine; yani illa evlendi diye anasının babasının yanından ayrılması da gerekmiyor. Bu moda da yeni başladı. Yani son 40 yıldır, 50 yıldır evlenen herkes yoksa köylerde evlenen her kimseye yeni bir oda ilave edilirdi veya odalardan bir tanesini onlar kullanırlardı.
Bu Hususta Yapılan Yanlış
Hasılıkelam burada yanlış olan, olayın ciddiyetiyle bağdaşmayan, büyüklerden habersiz, ana babadan habersiz böyle bir eylemin içerisine girmektir. Ama yani şunu da bir güvence olarak eğer kızlarımız görüyorlarsa bu da devletin büyük bir ayıbıdır, hükümetin büyük bir ayıbıdır ve belki de evliliklerin bu kadar geciktirilmesinin sebebi budur. Eğer resmi nikah oldu mu 'ipler benim elime geçiyor, işte malının yarısını alırım, canının yarısını alırım, sürüm sürüm süründürürüm' yani böyle bir mantıkla evlilik kurulmaz.
Yani evlilik medeni bir hadisedir. Evlilik kazai bir hadise değildir. Yani mahkemeyle, zorla 'siz evlisiniz artık ayrılamazsınız' türünden böyle bir eylem değil evlilik. Evlilik medeni bir hadisedir. Tarafların birbirlerine katlanmaları üzerine kurulu bir hadisedir. Dolayısıyla 'ayrılmak istersem sürüm sürüm süründürürüm seni' kadın böyle diyor. Erkek de işte 'ya benimsin ya kara toprağın' diyor. Şimdi burada mesela herkes kadın cinayetlerini konuşuyor. Ya adam işte eski karısını öldürmüş, şöyle yapmış böyle yapmış diye. Ama kadınların da işlediği cinayetler var. Yani cinayet dediğimiz şey illa tetiğe basarak yapılan bir şey değildir. Adam üç gün evli kalmış, ömür boyu nafaka ödüyor. Bu da bir cinayettir. Yani şimdi böyle bir kanuni düzenleme yapıldı diye, hukuka uygun diye bu meşru olmuş olmaz.
Yaşanan Problemlerin Ortaya Çıkış Sebebi Nedir?
Dolayısıyla yani evlilik medeni bir hadise olmaktan çıkartılır, hukuki bir angajmana bağlanırsa orada işte bugün yaşadığımız problemler ortaya çıkar. Dolayısıyla evliliği medeni bir hal olarak, yani işte eskiden de medeni hali eski nüfus kağıtlarında yazardı; medeni hali evli derdi veya işte dul derdi, boşanmış derdi. Neyse, yani medeni bir durumdur evlilik. Öyle bir kere evlendin diye ömür boyu ayrılamazsın türünden 'ben sana müsaade etmiyorum kardeşim' ben evlenirken sana mı sordum da ayrılırken sana sorayım? Yani şimdi evlenirken kişiler irade beyanlarıyla 'evlendim' diyorlar. 'Ben seni koca olarak kabul ettim', 'Ben seni hanım olarak kabul ettim'. 'E ayrılacağız', 'Oo siz kendi kendinize ayrılamazsınız', 'Niye?', 'Biz bir araya gelirken kendi kendimize geldik', 'Yok, siz kendi kendinize ayrılamazsınız, mahkeme sizi ayıracak'. 'E ayırsın', 'Mahkemenin çok işi var, bekleyeceksiniz 3 sene, 5 sene'. Bu medeni bir hal değil bu. Onun için bu kardeşimizin hatası, benim görebildiğim, anlayabildiğim acizane: Evlilik sadece eşler arasında biten bir hadise değil. İster erkek olsun ister kadın olsun evlendi mi onu çevresine, ilk başta da annesine, babasına, ailesine bildirmek zorunda. Onların onayıyla mümkün mertebe bu süreci sürdürmek durumunda. Vesselam.











YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!