İmam Nikâhı Sadece “Kabul Ettim” Demekten mi İbarettir?

İmam nikâhının anlamı, şartları ve sorumlulukları; nikâhın sadece bir söz değil, ahlâkî ve manevî yönleri olan bir akit olduğu anlatılıyor.

Şeriatın resmettiği çerçevede birbirine namahrem olan kadın ve erkeğin bir araya gelmesini meşrulaştıran temel unsur nikâh bağı ve evliliktir.

NİKÂH: BİR SÖZLEŞMEDEN FAZLASI

Kadın ve erkeğin irade beyanlarıyla kurulan nikâh, hukûkî bir muamele olmanın ötesinde “insânî, ictimâî ve ahlâkî” boyutları bulunan çok yönlü bir müessesedir. Tamamıyla hukûkî bir norma ve resmî bir tescile indirgenmesi hâlinde ruhsuz ve duygusuz bir alışveriş gibi algılanabilecek olan nikâh, bünyesindeki insânî ve ahlâkî değerler dikkate alındığında sıradan bir işlem olarak görülemez. 

Nikâh da “merhamet, muhabbet, samimiyet ve ünsiyet” gibi rahmânî vasıflardan uzaklaştırıldığında, eşlerin yalnızca karşılıklı menfaatler doğrultusunda bir araya geldiği bir birlikteliğe dönüşür. Böyle bir durumda evlilik, “yuva olma” vasfını kaybederek tarafların birbirinden fayda sağladığı bir “aile şirketi” görünümü kazanır ve kâğıt üzerinde kalan “basit bir sözleşme” hükmüne indirgenmiş olur. 

Hâlbuki evlilik, daha nikâh akdi kurulurken anlam ve misyon yüklenen; bir yönüyle ibadet, diğer yönüyle muamele niteliği taşıyan ve maddî birlikteliği manevî olgunlaşmaya vesile kılan, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ifadeleriyle “kişinin Müslümanlığını-dindarlığını kemale erdiren” çok yönlü bir süreçtir.[1]

Bilindiği gibi nikah hem öncesiyle hem de sonrasıyla riayet edilmesi gereken birtakım şartları beraberinde getirmektedir. Nişan sürecinin “pamuk ipliğine bağlı” hassasiyetleri, nikah akdinin kendine mahsus kriterleri, evlilik sürecinde karı-kocanın ve çocukların hak ve sorumlulukları bulunmakta, boşanma durumunda dahi taviz verilmemesi gereken birçok husus emredilmektedir.

Bütün bu hükümler nikahın alelade bir sözleşme değil, hukûkî yönü olan ve taraflara dinî ve ahlâkî sorumluluklar yükleyen özel bir akit olduğunu göstermektedir.

İMAM NİKÂHI NEYİ İFADE EDER?

Nikahın söz konusu manevi yönlerinden ve insanı kemale götüren vasıflarından dolayı toplumda nikah yalnızca resmî işlemlerle değil, dua ve tebriklerin yapıldığı merasimlerle de icra edilebilmektedir. İmam nikahı, imam tarafından kıyılıp herhangi bir tescilden ve hukûkî güvenceden uzak olarak yapılan, kadın ve erkeğin sadece “Kabul ettim.” şeklindeki irade beyanlarından ibaret olan bir işlem değildir.

 Nikahı imam da kıysa kadın başta olmak üzere tarafların nafaka, nesep, mehir, miras, talak, iddet gibi haklarının güvence altına alınması, kayıt ve tescil süreçleriyle desteklenmesi gerekmektedir. Resmî veya gayr-i resmî (imam nikahı) olsun, tüm nikahların kayıt altına alınması, aralarında evliliğe mâni bir durum olup olmadığının tahkik edilmesi ve kimin kiminle evlendiğinin tescil edilmesi bir tercih veya lütuf değil, zarurettir.

ŞEKİL VE HAKİKAT: NİKÂHTA ASIL OLAN NEDİR?

Uygulama itibariyle imam nikahının iki şahit huzurunda ve belirlenen mehir karşılığında -çoğunlukla- bir imam tarafından yapılıyor olması, tek başına o evlilik akdinin mübarek olduğunu, sorunsuz, şüpheden uzak ve huzurlu olduğunu göstermemektedir. Ayrıca imam nikahı yapılmaksızın sadece resmî nikahla yapılan evliliklerin geçersiz olduğu ya da kızla oğlanın haram işlediği sonucuna varılması doğru olmadığı gibi resmî nikahın yetersiz ve geçersiz görülmesi de isabetli ve sağlıklı değildir.

Fıkhî açıdan şekil şartları ve rükünleri yerine getirilen her nikah ister imam ister nikâh memuru tarafından akdedilsin, geçerlidir. Burada aslolan tarafların dini açıdan evliliğe engel bir durumun bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, ilan ve şahitlik şartlarının yerine getirilmesi ve nesebin korunmasıdır. Nitekim ilk yapıldığı dönemlerde dahi imam nikahı, belirli prosedürlere göre uygulanmış, evliliklerin kayıt altına alınmasına ve toplum tarafından bilinmesine önem verilmiştir.[2]

İMAM NİKÂHI HER AMAÇ İÇİN KULLANILABİLİR Mİ?

Günümüzde imam nikahının maksadı dışında yapıldığına da maalesef tanıklık edilebilmektedir. Söz gelimi aileler henüz nişan sürecinde “Kızla oğlan birbiriyle görüşebilsin, alışveriş yaparlarken günaha girmesinler (!).” vs. gibi saiklerle “imam nikahı” yapmakta, ancak nişanın bozulması durumunda fıkhî açıdan mesul oldukları hususları göz ardı edebilmektedirler. Bunun ötesinde kızla oğlan imam nikahı kıyarak birlikte yaşamaya başlayıp düğünden önce ayrıldıklarında bunun sadece bir “nişan bozma” eylemi olduğunu sanmaktadırlar.

Halbuki burada kızla erkek nişan bozmamakta, bilakis birbirinden boşanmaktadır ve boşanma hukukuna göre hareket etmeleri gerekmektedir. Bu sebeple imama dahi kıydırılsa sadece “rahatça gezebilmek veya bir araya gelebilmek için” yapılan nikah geçersiz olduğu gibi burada nikah “flört etmenin meşrulaştırıcı bir sebebi” haline getirilmektedir.

Bir başka örnek olarak ailesinden uzakta üniversite okuyan öğrencilerin ailelerinden habersiz ve gizlilik kaydıyla imam nikahı kıydırmaları, bu nikahın meşruiyeti konusundaki tartışmaları ortadan kaldırmamaktadır.

Özellikle kimseye duyurmadan, şahitler tutulmadan veya şahitlere de “kimseye duyurmaması tembihlenerek” yapılan nikahların geçersiz olduğunu ifade etmek gerekmektedir.[3] Çünkü nikah ilan edilip duyurulduğu ölçüde meşrulaşır, zina töhmetinden korunulmuş ve nesebin meşruiyeti temin edilmiş olur. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v.) “Helâl olan nikâh ile haram olan zina arasındaki fark; def çalmak ve sesi (nikâhı) duyurmaktır, ilan etmektir.” buyurmaktadır. (Tirmizî, Nikâh 6.)

EVLİLİK BİR SÖZLEŞME Mİ, YOKSA MANEVÎ BİR SORUMLULUK MUDUR?

Evlilikler günümüzde “hukûkî birer sözleşmeye” dönüştürülmekte ve sadece “kadının erkek, erkeğin de kadın üzerindeki haklarından ve sorumluluklarından ibaret bir haklılık-borçluluk” mes'elesi haline getirilmektedir.

Halbuki geçmişte yapılan imam nikahlarında “kıza ve erkeğe dini bilgileri sorulur, otuz iki farz ikrar ettirilir, evliliğin ne olduğu, nasıl korunacağı öğretilir, özellikle erkeğe, hangi söz ve davranışlarının talaka yol açabileceği” anlatılırdı. Böylece nikah, ruhsuz ve duygusuz bir noter işlemi olmaktan çıkarılır, hamiyet ve hassasiyetle birlikteliğin temelleri tahkim edilirdi.

NİKÂHIN DEVAMI İÇİN BİLGİ VE HASSASİYET NEDEN ÖNEMLİDİR?

Günümüzde evlilik hukukuna dair sorulan soruların başında “Eşime annenin-babanın evine git dedim, nikah düştü mü?” “Karıma kızgınlıkla bazı kinayeli ve mecazi cümleler kullandım, üçten dokuza gibi sözler sarf ettim, talak vermiş oldum mu?”, “Üç talakı da aynı anda söyledim, çocuklarımıza da yazık olacak, ne yapmalıyım? şeklindeki sorular gelmektedir.

İş işten geçtikten sonra evliliği kurtarma çabasına girilmesi, meydana gelen zararı maalesef telafi etmeye yetmemektedir. Malumatfuruşluğun zirvede olduğu ve her türlü bilgiye ulaşmanın mümkün hâle geldiği, evliliklerin ise giderek daha kırılgan bir zeminde yürüdüğü bir çağda, evliliği koruyacak böylesine temel bilgilerden yoksun şekilde nikâh kıyılıyor olması hem aile kurumunun geleceği hem de mevcut evliliklerin selameti açısından endişe vericidir.

Eski filmlerde dini kötülemek ve şeriatla istihza etmek için öğretilen “Boş ol, boş ol, boş ol.” ifadelerine maruz kalarak yetişen neslin, bugün bu ifadeleri şaka yollu dahi kullandığında nikahının düşeceğinden habersiz olması, maalesef Müslümanların kendi değerlerine yeterince önem vermemesinden kaynaklanmaktadır.

EVLİLİK SADECE BİR DÜĞÜN MÜ, YOKSA ÖMÜRLÜK BİR YOL ARKADAŞLIĞI MIDIR?

Ez-cümle yaz mevsimleri düğün merasimlerinin yapıldığı, yuvaların kurulduğu ve evlilik davetlerinin bolca yapıldığı bir dönemdir. Bu zaman dilimlerinde evlatlarını evlendirecek ailelerin, nikâh kıydıracak memur veya imam aramakla yetinmeyip, gençlere evliliğin ve nikahın mahiyetini, evliliği sürdürmenin de en az evlenmek kadar önemli olduğunu anlatacak, onlara rehberlik ve nasihat edecek kimseler bulma arayışına girmesi önem arz etmektedir.

Şüphesiz evlilik, sanılanın aksine bir “evcilik oyunu” değil, dünya hayatında başlayan ve ebediyet ufkuna uzanan bir yol arkadaşlığının adıdır.

Dipnotlar:

[1] Ebûbekir Ahmed b. el-Hüseyn b. Ali el-Beyhakî, Şu’abü’l-îmân, nşr. Abdul’ali Abdulhamîd (Riyâd: Mektebetü’r-Rüşd, 2003), 7/341.

[2] Mustafa Demirci, “Tarihte Nikah Uygulamaları ve İslam Tarihindeki En Eski Nikâh Akit Belgeleri ve Tatbikatı”, İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi 46 (2025), 120.

[3] Abdüsselâm b. Saîd et-Tenûhî Sahnûn, el-Müdevvenetü’l-kübrâ (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiye, 1994), 2/128.

Kaynak: Mehmet Büyükmutu, Altınoluk Dergisi, Sayı: 485

İslam ve İhsan

NİKAH NE DEMEKTİR?

Nikah Ne Demektir?

DİNİ NİKAH NASIL KIYILIR?

Dini Nikah Nasıl Kıyılır?

NİKÂH İLE İLGİLİ HÜKÜMLER

Nikâh ile İlgili Hükümler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle