Fussilet Suresi 53. Ayet Ne Anlatıyor?

Fussilet Suresi 53. ayet Arapçası, meali ve tefsirinde; insan ve kâinattaki ilâhî ayetlerin Allah’ın varlığına ve ahirete delâleti ele alınıyor.

Ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

İNSANDA VE KÂİNATTA ALLAH’IN AYETLERİ

Fussilet Suresi 53. Ayet Arapça:

سَنُر۪يهِمْ اٰيَاتِنَا فِي الْاٰفَاقِ وَف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُ الْحَقُّۜ اَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ اَنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ

Fussilet Suresi 53. Ayet Meali:

Kur’an’ın gerçek olduğu kendileri için apaçık belli oluncaya kadar onlara çevrelerinde ve kendilerinde bulunan kanıtlarımızı hep göstereceğiz. Rabbinin her şeye tanıklık etmesi (onlar için) yeterli değil midir? (Fussilet, 41/53)

Bilgi:

Bütün ayetler Allah’ın varlığını ve birliğini haykırmaktadır. Kur’an’daki ayetlerin yanı sıra kendi yaratılışımız ve kâinatın muhteşem düzeni de ayetlerdendir. Bütün bu ayetleri gören ve ibret nazarıyla bakan bir insanın hakkı görmemesi mümkün müdür? Asla! Çünkü “Nefsini bilen Rabbini bilir.” Tabiatın kışın ölü gibi kuruyup, baharda tekrar dirildiğini gören bir insanın ahiretteki dirilişten de şüphesi olmamalıdır. Bütün bu hakikatler karşısında hâlâ şüphe etmek Allah’ın hatırlattığı zikirden pay alamamak demektir.

Mesaj:

  1. İnsan ilmen ne kadar ilerlerse Kur’an ona daha fazla rehberlik eder.
  2. Etrafımıza ve kendimize bakarken ibret nazarıyla bakmalıyız.

Kelime Dağarcığı:

Hak: Gerçeğe uygun, doğru, hikmetin gereğine uygun olarak yapılan iş, bir şeye aslına uygun ve doğru olarak inanma.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Fussilet Suresi 53. Ayet Tefsiri:

  1. Rasûlüm! De ki: “Söyleyin bana; ya Kur’an Allah katından gelmiş de, fakat siz onu ret ve inkâr ediyorsanız, o takdirde haktan iyice uzaklaşmış olan sizlerden daha şaşkın, daha sapık kim olabilir?”
  2. Yakında biz onlara hem dış dünyada hem de insanların kendi iç âlemlerinde âyetlerimizi göstereceğiz; tâ ki Kur’an’ın gerçeğin tâ kendisi olduğu onlar için de gün gibi ortaya çıksın. Aslında, Rabbinin her şey üzerinde şâhit olması ve her şeyin O’na işaret etmesi en büyük delil olarak yetmez mi?
  3. Haberiniz olsun ki, onlar Rablerinin huzuruna çıkıp hesâba çekileceklerine dâir derin bir şüphe içindedirler. Ama şunu da iyi bilin ki, Allah ilmi ve kudretiyle her şeyi çepeçevre kuşatmıştır.

Bu âyetlerde Kur’an’ın Allah katından gelmiş bir kelam olduğu ve zamanla bunu ispatlayacak delillerin ortaya çıkışından bahsedilir: Birincisi, Allah insanlara delillerini gösterecektir. İkinci olarak bu gösterme işi, istikbalde, yani Kur’an’ın inişinden sonra, ileriki bir zamanda olacaktır. Üçüncüsü bu deliller hem dış dünyada, hem de insanların kendi öz varlıklarında olacaktır. Dördüncü olarak bu deliller ve belgeler, Kur’an’ın vahy eseri olduğunu ispatlayacaktır. Son olarak bu işin teminatı ve kefili de her şeyi hakkiyle gören Yüce Allah olacaktır.

Allah kelamı olduğunda şüphe bulunmayan Kur’an, insanlar için bir ibâdet ve hayat nizamı talim eder. Onun Allah kelamı olduğunun ispatı, diğer bilimlere ihtiyaç göstermez. Ancak Allah Teâlâ, kuşatıcı bilgisiyle, Kur’an’ın inişinden birkaç asır sonra bazı kimselerin çıkıp “iman çağı bitmiş ve bilim çağı başlamıştır” diyeceklerini bildiğinden, onları acziyet içinde bırakacak bazı hususları Kur’an’a yerleştirmiş ve bilim çağı diye söz ettikleri şeylerin asırlarca önce Kur’an tarafından haber verildiğini ispatlamıştır. İnsan aklının yeni yeni keşfettiği şeyleri Kur’an önceden ortaya koymuş ve evrendeki pek çok gerçeği dile getirmiştir.

Kur’an’ın insana verdiği bilgiler daima yenilenmektedir. İşte O’nun sürekli yenilenen bu verileri, Kur’an’ın i’cazına süreklilik kazandırmaktadır. Bu yenilenme olmadığı takdirde Kur’an donuklaşmış olacaktır. Oysa Kur’an asla donuklaşmaz. Her nesle, o neslin gücü nisbetinde bir şeyler verir; kıyamete kadar bu durum böyle devam edecektir.

Nitekim yukarıda zikrettiğimiz ayette, “Kur’an’ın gerçekliği ortaya çıkıncaya kadar ayetlerimizi, varlığımızın ve kudretimizin delillerini, belgelerini onlara hem dış dünyada hem de kendi iç âlemlerinde göstereceğiz” buyrulmuştur.

Bu ayette geçen سَنُر۪يهِمْ  (senürîhim) “onlara göstereceğiz” kelimesindeki س (sin) harfi Arap dilinde gelecek zaman için kullanılır; gelecek ise son bulmaz. Bu gösterme işi, kıyamete kadar her nesilde devam edecektir. Bununla Allah Teâlâ, her neslin Kur’an’da keşfedeceği bir takım hakikatlerin bulunduğunu bize haber vermektedir.

Dolayısıyla Kur’an’da daima yenilenen bu mûcize, bu ilâhî kitabın gerçek olduğunu gösterir şekilde dış âlemde delillerle sürekli ortaya çıkmakta, açık ve net olarak bu deliller, Kur’an’ın Allah tarafından indirildiğine şehâdet etmektedir.

Yine bu ayete göre hem insanın dışında kalan âlemde: dünyada, yer altında, yer üstünde, denizlerde, havada, uzayda hem de insanların iç âlemlerinde, vücutlarında ve iç dünyalarında Kur’an’ın gerçek kitap olduğunu gösteren işaretler vardır. Allah onları Kur’an’ın inişinden sonraki gelecek zamanlarda peyderpey göstermektedir, gösterecektir. Fakat hidâyetten nasibi olmayanlar, bu kadar açık delillere göz ve gönüllerini kapatarak Kur’an’ın haber verdiği üzere mahşerde yeniden dirilip Allah’ın huzuruna çıkacaklarından derin bir şüphe içinde bulunurlar.

Bir türlü bu şüphe ve gaflet kabuğunu çatlatarak Kur’an’ın hidâyetiyle buluşamazlar. Ancak onların bu gafletleri sadece kendilerini bağlar, Allah’ın hiçbir fiil ve tasarrufunu değiştiremez ve engeleyemez. Bu sebepledir ki, ilmi ve kudretiyle her şeyi kuşatmış olan Allah, onların tüm yaptıklarından haberdar olduğu ve hepsi O’nun kudret eli altında bulundukları için bu şüpheci kâfirlere gereken cezayı verecek; binbir türlü muhteşem delillerle Kur’an’ın gerçekliğini ortaya koyarak onun mesajının çağları aydınlatmasının yolunu açacaktır.

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com

İslam ve İhsan

TEFEKKÜR 3 ŞEY İÇİNDİR

Tefekkür 3 Şey İçindir

KÂİNATI HAKİKATEN TEFEKKÜR EDİYOR MUYUZ?

Kâinatı Hakikaten Tefekkür Ediyor muyuz?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle