Evlilikte Kim Değişmeli?

Evlilikte çiftlerin içinden çıkamadığı ve ilişkilerini kilitleyen en önemli meselelerden biri, eşinin değişmesini istemek ve onu değiştirmeye çalışmaktır. Bir ilişkide değişim tartışmasının varlığı o ilişkide çeşitli sorunların olduğu anlamına gelir. Peki, ilişkide yaşanan her sorun için mutlaka bir tarafın değişmesi mi gerekir?

İnsan, değişebilen fakat kendi istemedikçe değiştirilmeye direnen bir fıtrata sahiptir. Kişi tek başına kendi iç dünyasının tuğlalarını teker teker değiştirebilirken eşinin iç dünyasının tuğlalarını değiştirmeye çalıştığında büyük bir direnç ve reaksiyonla karşılaşabilir. Değiştirmeye çalışan taraf yorulmakta, öfkelenmekte, hayal kırıklığı yaşamaktayken değiştirilmeye çalışılan taraf direnmekte, öfkelenmekte, kabullenilmediğini ve koşullu sevildiğini hissetmektedir. Bu durumda değişim isteyen taraf da değiştirilmeye çalışılan taraf da çıkmaza girer. Sonuç olarak ilişkide tıkanma oluşur.

İlişkilerde değişen taraf kim olmalı ve değişim nasıl olmalıdır?

İlişkilerde değişim ile ilgili gözden kaçan esas nokta; değişimin, karşılıklı olması hâlinde mümkün olacağıdır. Yani siz hiçbir çaba göstermeden sadece eşinizin değişmesini beklerseniz bu haksızlık olur. Kısacası eşinizin değişimi için sizin de katkıda bulunmanız gerekmektedir.

Mesela, istenmedik davranışın değişimi için bu güne kadar kullandığınız ama sonuç alamadığınız yöntemi değiştirmekle işe başlayabilirsiniz. Aynı yöntemi defalarca uygulayarak farklı bir sonuç elde edemezsiniz. Kişi değişimi genelde şartlı olarak kabul eder. Mesela ben ev işlerine yardımcı olacağım o da bana daha çok vakit ayıracak gibi şartlar eşit ve kabul edilebilir durumdaysa çözüme ulaşılabilir.

EŞİNİZİN RAHATSIZ OLDUĞUNUZ DAVRANIŞA SİZİN KATKINIZ NE?

İlişkilerde gözden kaçan başka bir nokta ise rahatsız olduğunuz davranışta sizin katkınızın olup olmadığıdır. Rahatsızlık oluşturan davranış her türlü eleştiriye rağmen değişmiyorsa aynayı kendimize çevirmenin ve şu soruları yöneltmenin vakti gelmiştir. Eşim bu davranışıyla;

Benden intikam mı almak istiyor?

Beklentilerini karşılamadığım için bana tepki mi gösteriyor?

Kendini korumaya mı çalışıyor?

İlgi çekmeye mi çalışıyor?

Bana misilleme mi yapıyor?

Bu sorulara cevap bulmadan istenmedik davranışın ortadan kalkması mümkün değildir. İnsan, değişim ihtiyacı ve motivasyonunu kendi içinde bulduğu zaman değişebilir ya da yaşadığı olaylar onu dönüştürür. Kişinin iç dünyasını değiştirmesi istek, çaba ve zaman gerektirirken bir başkası tarafından değiştirilmeye çalışılması, durumu ve değişimi daha zorlaştırır. Başkası istediği için değişen kişi kendi olamaz, kendi olamadığı için değişim kalıcı olmaz ya da kişi özünden uzaklaşır, mutsuz olur.

DEĞİŞİMİN HEMEN GERÇEKLEŞMESİNİ BEKLEMEYİN!

Kaçınılması gereken en önemli noktalardan biri değişimin hemen gerçekleşmesini beklemektir. Mesela eşiniz size zaman ayıracağı konusunda değişim sözü verdi. Bunun için ona zaman tanımak ve her olumlu adımını pekiştirmek gerekir. Bu süreçte eğer yapılana değil de yapılmayana odaklanırsak, bireyin motivasyonu kırılır ve değişimden vazgeçebilir.

Evlilik ilişkisinde asıl olan eşin kişiliğinin değil tutum ve davranışlarının değişmesini beklemektir. Fakat değişime direnen bazı temel dinamikler vardır. Dinî inancı, yaşayış şekli, etnik kimliği, mezhebi, mesleği, gelir durumu, kök ailevi yapısı, toplumsal roller, iş bölümü vb. gibi. Bu tür konular evliliğe karar verme sürecinde konuşulması gereken konulardır. Çünkü en çok sorun yaşayan çiftler birbirini olduğu gibi kabullenmeyenlerdir.

EŞLERDE MUTLAKA DEĞİŞİM BEKLEMEMİZ GEREKEN KONULAR

Kişinin öfkeli olması, şiddet uygulaması, yalan, aldatma, kurgusal kıskançlık, aşırı eleştirel tutum, sorumsuzluk, ilgisizlik vb. konularda değişim beklememek kabul edilebilir, anlaşılabilir bir durum değildir. Bu tür davranışlarda en iyi yöntem taviz vermemektir.

Alttan almak, içe atmak, tek taraflı fedakârlık yapmak sizin rahatsız olmadığınız anlamına gelip davranışın devamını arttırır. Bu durum kişinin tükenmesine ve sorunun parçası olmasına zemin hazırlar. Yukarıda saymış olduğum tutumları sergileyen eş, kimle evli olursa olsun evliliğinde sorun yaşayacaktır. Her insanın, böyle davranışlardan rahatsız olması ve tepki vermesi beklenir bir durumdur. Kabul edilemeyen öfke, saldırganlık ve fiziksel/psikolojik şiddete maruz kalma durumlarında uzman desteği alınması önemlidir.

EŞİMİZİ SEVGİYLE DEĞİŞTİREBİLİRİZ

Değişim için dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?

Eleştirel, emrivaki ve yıkıcı tutum yerine yapıcı tutum sergilenmelidir. Zira korkuyla gerçekleşen değişim insanı özünden ve eşinden uzaklaştırırken sevgiyle gerçekleşen değişim kalıcı olur.

Değiştirmek yerine orta yol bulmak, uzlaşmaya çalışmak lazımdır. A ile B arasında uzlaşılamadıysa C planı yapılmalıdır. Ya da bazen A, bazen B yapılarak ilişkide denge gözetilmelidir.

Eşim değişirse sorunlar çözülecek inancı yerine “Ben ne katabilirim?”e odaklanılmalıdır.

“Sorunda benim payım ne?” diye bakılmalıdır.

“İdeal eş” diye bir şeyin olmadığı, mükemmel bir ilişkinin olamayacağı bilinmeli, beklenti mümkün olduğunca azaltılmalıdır. Beklenti arttıkça hayal kırıklığının da artacağı unutulmamalıdır.

Değiştirmeye çalışmak yerine uzlaşmayı denemek, güç çatışması döngüsüne girmenizi engelleyecektir.

Sonuç olarak, evlilikte mutluluğun eşinizi olduğu gibi kabullenmekten geçtiği koşulsuz sevginin ve yapıcı iletişimin dönüştürücü etkisi olduğu bilinmelidir.

Kaynak: Uzman Klinik Psikolog Ayşe Yılmaz, Diyanet Aile Dergisi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.