Etbaut Tabiinden Sonraki Devrin Hadis İlmi Yönünden Önemi

Etbaut tabiinden sonraki devrin hadis ilmi yönünden önemi nedir?

İslam toplumunda ortaya çıkan itikadî ve siyasi grupların kendi görüş ve düşüncelerini desteklemek için hadis Mevzu faaliyetlerine girişmeleri hadislerin tasnif edilmesini gerekli kılan en önemli etkenlerden biridir. Bu sebeple hadis âlimlerinin hicri ikinci asırda başlayan tasnif faaliyetleri, hicri üçüncü asırda yetişen büyük hadis âlimlerinin çalışmalarıyla devam etmiştir.

Bu devrin hadis ilmi açısından bir diğer önemi ise, usûl kitaplarının yazılmasıdır. İmam Şafi’î’nin özellikle er-Risâle ve Kitabu'l-Umm adlı eserleri, birer fıkıh ki­tabı olmalarına rağmen Hadis ilmiyle ilgili bir çok kaideyi ihtiva eden birer usûl kitabı niteliğindedirler.

Netice olarak, etbâu't-tâbiînden sonraki devir, hadis ilminin bütün usûl ve kaideleriyle teşekkül ettiği bir devirdir. Bu devirde sahîh hadis kitapları ortaya çıkmıştır. Bu devir, hadis ta­rihinin altın çağıdır. Kütüb-i Sitte adıyla bilinen Buharî, Müslim, Nesa'î, Ebû Davud, Tirmizî ve İbn Mâce’ nin hadis kitapları bu devirde or­taya çıkmıştır.

İMAM ŞÂFİ’Î VE HADİS İLMİNDEKİ YERİ

Ebû Abdullah Muhammed b. İdrîs eş-Şafi'î, 130/767 senesinde Gazze şehrinde dünyaya gelmiştir. 13 yaşında iken Medîne'ye gitmiş ve daha önce ez­berlemiş olduğu İmam Malik'in Muvatta'ını Malik'e ezberden okumuştur. Malik'in takdirini kazanan Şafi'î, 9 yıl onun himayesinde kalmış ve bir taraf­tan Malikî mezhebini öğrenirken, bir taraftan Medîneli hadisçilerden hadis almıştır. Hayatının sonlarına doğru, 199/815 senesinde Mısır'a yerleşen Şafi'î, (ö. 204/819) senesinde ölünceye kadar orada kal­mış ve kendi mezhebini yaymıştır.

AHMED B. HANBEL VE HADİS İLMİNDEKİ YERİ

Fakih, muhaddis ve kendi adı altında kurulmuş olan fıkıh mezhebinin imamı Ahmed b. Muhammed b. Hanbel, 164/781 senesinde Bağdat'ta doğmuştur. Küçük yaştan itibaren Kur'an ve hadis öğrenmeye başlamış, bu arada Ebû Hanîfe'nin talebesi Ebû Yusuf'un derslerini takip etmiştir. Ahmed b. Hanbel, 241/855 senesinde Bağdat'ta vefat etmiştir.

Ahmed b. Hanbel’in Müsned adlı eseri, hadis kitapları arasında büyük şöhret kazanmıştır. Bu eserde hadisler sahabî isimlerine göre tertip edilmiştir. Her sahabînin Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet etliği hadisler, o sahabînin adı al­tında yazılmıştır. Müsned'te 30 bin hadis bulunduğu söylenir.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.