Engelli Öğretmeni 5 Yıldır Eşi Tekerlekli Sandalyeyle Okula Götürüyor

Gaziantep'te MS (Multiple Skleroz) hastalığı nedeniyle yürüme yetisini kaybeden 20 yıllık anaokulu öğretmeni Sibel Çoşkun, 5 yıldır eşi tarafından tekerlekli sandalyeyle okula götürülüyor.

Şehitkamil ilçesi Sabriye Küncülü Anaokulunda görevli Çoşkun, 20 yıl önce MS hastalığına yakalandı. Bu süreçte tedavi görmesine rağmen yaklaşık 5 yıl önce yürüme yetisini kaybeden Çoşkun, tekerlekli sandalyeyle hayatına devam etmeye başladı.

Okula gidiş gelişlerde zorluk yaşayan Sibel öğretmenin bu konuda en büyük destekçisi eşi Murat Çoşkun oldu.

Sibel Çoşkun, uzun zamandır tedavi gördüğünü, 5 yıl öncesine kadar yürüyebildiğini söyledi.

Hastalığının bir anda ilerlediğini ve tekerlekli sandalyeyle hayatına devam etmek zorunda kaldığını belirten Çoşkun, şöyle konuştu:

"Yaklaşık 20 yıldır öğretmenim. 5 yıldır engelli öğretmen olarak görev yapıyorum. Engelli duruma düşmekle mesleğimi bırakmak istemedim. Çocukların o bakışı bana enerji veriyor. Okula geldikçe içim hayat dolu bir enerjiyle kaplanıyor. Mesleğimi çok seviyorum. Çocuklarla hayat ve enerji dolu yaşamaya çalışıyorum. Hastalığa hiç aldırış etmiyorum. Çocukların verdiği enerji bana hastalığımı unutturuyor. Hiçbir çocuk bana engelliymişim gibi davranmıyor."

Çoşkun, eşinin her zaman yanında olduğunu, kendisini her gün okula getirip götürdüğünü ifade etti.

Öğretmenlik mesleğini seçerken en büyük motivasyonu babasından aldığını anlatan Çoşkun, "Babam, benim öğretmem olmamı çok istiyordu. Ben babam sayesinde öğretmen oldum. İyi ki de olmuşum. Öğretmenliği çok seviyorum. Hastalığım öğretmenliğime engel olmadı. Mesleğimi sürdürüyorum." diye konuştu.

Çocuklarla oyun oynamak ve zaman geçirmenin hastalığını unutturduğunu vurgulayan Çoşkun, "Çocuklar, tekerlekli sandalyeyi bir oyuncak gibi görüyor. Çocuk yetiştirmek çok güzel bir duygu. Yıllar sonra öğrencilerimle tekrar görüştüğümde onların hayallerini gerçekleştirmenin verdiği duygu bir başka güzel." ifadelerini kullandı.

"5 yıldır okula beraber gelip gidiyoruz"

Memurluk yapan eşi Murat Çoşkun ise Sibel öğretmene her zaman destek olduğunu, bundan mutluluk ve gurur duyduğunu dile getirdi.

Her sağlıklı bireyin bir engelli adayı olduğuna işaret eden Çoşkun, şunları kaydetti:

"Bugün sağlıklıyız ve yürüyebiliyoruz ama yarın ne olacağını bilmiyoruz. Yarın belki de birer engelli adayıyız. 5 yıldır okula beraber gelip gidiyoruz. Eşime destek oluyorum. Eşimin öğrencilerle vakit geçirmesi kendisine enerji veriyor. Okulda onun gözlerindeki hayat ışığını görüyorum. Eşimin mutlu olması, beni mutlu ediyor."

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.