Anne Hakkını Anlatan Alkame'nin İbretlik Hikayesi!

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) döneminde yaşayan Alkame ismindeki gencin başından geçenler anne hakkını anlatan ibretlik hadiselerden biridir. İşte Alkame'nin gerçek hikâyesi...

Devr-i seadette Alkame isminde gayet çalışkan ve sehâvetli bir genç vardı. Hastalandı ve rahatsızlığı şiddetlendi. Karısı vaziyeti Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimize bildirdi:

Ya Rasûlallah, kocam çok hasta, ölüm halinde,

Rasûl-i Ekrem, vaziyeti öğrenmek için Bilâl Habeşî, Ali, Selman ve Ammar -radıyallahu anhüm- hazeratını, Alkame’nin evine gönderdi. Gittiler, Alkame ağır hasta idi. La ilahe illallah, Muhammedün Rasûlullah demesini söylediler. Bir türlü söyleyemedi. Üzüldüler. Vaziyeti bildirmesi için Bilâl’i -radıyallahu anh- Rasûl-i Ekrem efendimize gönderdiler, Rasûl-i Ekrem efendimiz ana ve babasının hayatta olup, olmadıklarını sordu. Babasının öldüğünü, ihtiyar anasının hayatta olduğunu öğrendiler.

Rasûl-i Ekrem efendimiz, ihtiyar kadına oğlu ile vaziyetinin nasıl olduğunu sorduklarında, ihtiyar kadın: O hep karısını dinliyor, hep beni tersliyor, hiç bir dileğimi yerine getirmiyor, cevabını verdi.

Rasûl-i Ekrem, Bilâl-i Habeşî’ye: “Git bir yığın odun topla, onu ateşle yakayım”

Bu sözleri duyan Alkame’nin annesi: “Ya Rasûlallah. O benim oğlum ve gönlümün Onu benim gözlerimin önünde yakacak mısın? Buna yüreğim nasıl dayanır” dedi.

Rasûl-i Ekrem efendimiz şöyle buyurdu: “Ey Alkame’nin annesi, Allah’ın azabı daha şiddetli ve daha devamlıdır. Sen içinden Allah’ın onu mağfiret etmesini O halde ona kırgın olmadığını açıkla. Hakkını helâl et. Varlığım kudret elinde olan Allah’a yeminle söylerim ki, sen ona kırgın oldukça, onun ne namazı, ne orucu ne de diğer iyilikleri kendisine fayda vermez.”

Alkame’nin annesi ellerini göğe kaldırdı ve: Ya Rasûlallah! Allah’ı, seni ve burada bulunanları şahid tutuyorum ki, ben Alkame’den razıyım, ona haklarımı helâl ettim.

Rasûl-i Ekrem efendimiz: Ya Bilâl! Git Alkame "La ilahe illallah" diyebiliyor mu? bir bak.

Bilâl hemen gitti. Alkame’nin evine vardı. Daha kapıdan girerken onun, "La ilahe ilallah, Muhammedün Rasûlullah" demekte olduğunu işitti. Aynı gün Alkame vefat etti. Yıkandı, kefenlendi.

Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- namazını kıldırdı. Ve defnedildi. Definden sonra Fahr-i Kâinat efendimiz kabrin başında durarak halka şunları söyledi:

– “Ey Muhacirler! Ey Ensar! Kim karısını annesinden daha üstün tutarsa Allah’ın laneti onun üzerinedir. Onun diğer ibâdet ve iyiliklerinin de kendisine bir faidesi yoktur, kabul olunmaz.”

Kaynak: Sadık Dânâ, Aile Saadeti, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Bu hadisi Şerifin kaynağını (sahih hadis kitaplarınızdan) gönderme i kanınız var mı scaba Hayırlı Ramazanlar

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.