Ana-baba ve Akraba İle İlgili Hadisler

Ana-baba, akraba ve komşuluk ile ilgili hadislerden 7 tanesini sizler için derledik.

İYİLİK EDİLMESİ EMREDİLEN KİMSELER

1. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir adam Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek:

- Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? diyesordu.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

- "Annen!" buyurdu.

Adam:

- Ondan sonra kimdir? diye sordu.

- "Annen!" buyurdu.

Adam tekrar:

- Ondan sonra kim gelir? diye sordu.

- "Annen!" dedi. Adam tekrar:

- Sonra kim gelir? diye sordu.

Rasûl-i Ekrem salallahu aleyhi ve sellem:

- "Baban!" cevabını verdi. (Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr l.)

Hadisten Öğrendiklerimiz

  • Kendisine en fazla iyi davranılması, iyilik edilmesi gereken kimse annedir. Zira çocuğun dünyaya getirilmesinde ve büyütülmesinde en fazla çile çeken odur.
  • Saygıya, iyilik ve itaate anneden sonra en fazla layık olan babadır.
  • Akrabaya iyilik ve ikram edilirken yakından uzağa doğru bir sıra gözetilmelidir.

ANNE VE BABAYA HER YAŞTA İYİLİK ETMEK GEREKİR

2. Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun..." (Müslim, Birr 9, 10)

Hadisten Öğrendiklerimiz

  • Anne ve baba hangi yaşta olursa olsun, onlara iyilik etmelidir.
  • Yaşlandıkları zaman yardıma ve himayeye daha çok muhtaç oldukları için kendilerini daima kollayıp gözetmelidir.
  • Anne ve babaya karşı gelmek, onlara fena davranmak, Cenab-ı Hakk'ın gazabını çekecek büyük günahlardan biridir.

AKRABA ZİYARETİNİN BEREKETİ

3. Enes radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Rızkının çoğalmasını, ömrünün uzamasını isteyen kimse, akrabasını kollayıp gözetsin."

Buhârî, Edeb 12; Müslim, Birr 20, 21.

Hadisten Öğrendiklerimiz

  • Akraba ziyâreti insanın ömrünü bereketlendirir.
  • Akraba ziyâreti insanın rızkını da bereketlendirir.
  • Mutlu bir hayat sürmesine vesile olur.

KOMŞUNUZU RAHATSIZ ETMEYİN!

4. Yine Ebû Hüreyre radıyallahuanh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”

Buhârî, Nikâh 80; Müslim, Îmân 74, 75.

Hadislerden Öğrendiklerimiz

  • Bazı davranışlar insanın mükemmel bir imâna sahip olduğunu gösterir.
  • Komşuya zarar vermemek, daha da iyisi komşuya faydalı olmak mü’minlerin göstereceği bir davranıştır.
  • Misafire elinden geldiğince ikrâm etmek de böyledir.
  • İyi mü’minin ağzından faydalı söz çıkar. Faydalı konuşmayacağını düşünen kimse susmayı tercih etmelidir.

BÜYÜK GÜNAHLARIN EN AĞIRI

5. Ebû Bekre Nüfey İbni Haris radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

-"Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?" diye üç defa sordu.

Biz de: - Evet, ya Rasûlûllah, dedik.

Rasûl-i Ekrem:

- "Allah'a şirk koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek" buyurduk­tan sonra, yaslandığı yerden doğrulup oturdu ve "İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şahitlik yapmak" buyurdu. Bu sözü dur­madan tekrarladı. Daha fazla üzülmesini istemediğimiz için keşke sussa, diye arzu ettik.

Buhârî, Şehadat 10; Müslim, Îmân 143.

Hadisten Öğrendiklerimiz

  • Günahlar büyüklü küçüklüdür.
  • Günahın büyüklüğü, verdiği zararın büyüklüğü ile ölçülür.
  • Büyük günahların en ağırı Allah'a şirk koşmak, ana babaya itaat­sizlik etmek ve yalan söylemek, yalancı şahitlik yapmaktır.
  • Peygamber Efendimiz ümmetine olan şefkati sebebiyle onları günahlardan sakındırmak için kendisini adeta paralamıştır.

KOMŞUYA İYİLİK ETMEK

6. İbni Ömer ve Âişe radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cebrâil bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım.”

Buhârî, Edeb 28; Müslim, Birr 140-141. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 28; İbni Mâce, Edeb 4

Hadisten Öğrendiklerimiz

  • Komşuluk hakkı, saygı duyularak gözetilmesi gereken önemli bir görevdir.
  • Cebrâil aleyhisselâm’ın gelip gittikçe bu konu üzerinde ısrarla durması ve Peygamber Efendimiz’in komşunun komşuya mirasçı kılınacağını zannetmesi çok anlamlıdır.
  • Komşularla iyi geçinmeli, onlara zarar vermemeli, sevinç ve kederlerine ortak olmalıdır.

YOKSULLARA YARDIM ETMENİN SEVABI

7. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kocasız kadınlarla, yoksulların işlerine yardım eden kimse, Allah yolunda cihâd etmiş gibi sevap kazanır.”

Râvi diyor ki, hatta Hz. Peygamber’in:

“O kimse tıpkı geceleri durmadan namaz kılan, gündüzleri hiç ara vermeden oruç tutan kimse gibidir” buyurduğunu da sanıyorum.

Buhârî, Nafakât 1, Edeb 25, 26; Müslim, Zühd 41. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 44; Nesâî, Zekât, 78; İbni Mâce, Ticârât 1

Hadisten Öğrendiklerimiz

  • Dul ve evlenmemiş kadınlarla yoksul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad etmiş gibi sevap kazanır.
  • Böyle fedakâr bir mü’min geceleri durmadan namaz kılmış, gündüzleri ara vermeden oruç tutmuş sayılır.
  • Güçsüz ve korunmaya muhtaç kimselerin yardımına koşmak, Allah’ın rızasını kazanmayı sağlar.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Hadis-i Şerif Tercümesi, Erkam Yayınları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.