Altınoluk Dergisinin Haziran 2021 Sayısı Çıktı!

Altınoluk dergisinin 424. sayısı çıktı. Altınoluk dergisinin Haziran 2021 sayısı “Aksâ’da Şükrün Zaferi” kapağıyla yayınlandı.

“Hepimize Sahabe Heyecanı Lâzım” kapağıyla çıkan Altınoluk dergisinin 423. sayısı şu şekilde takdim edildi.

Altınoluk dergisi temin etmek ve abonelik için tıklayınız...

AKSÂ’DA ŞÜKRÜN ZAFERİ

Bayram ziyaretine gitmiş hanımının ve iki oğlunun işgalci ve terörist ülkenin bombaları altında şehit oluşunu anlatıyor. Metin ve mert bir tavırla… “Elhamdülillah, şehit oldular” diyor. Yoğun bakımdaki üçüncü oğlundan bahsederken, “o da şehit oldu” diye araya giriyorlar. “O da şehit olmuş, elhamdülillah” diye devam ediyor. Dördüncü oğlunun kayıp oluşundan bahsediyor. Bir tek beşinci oğlu kalmış yanında, “beni yalnız bırakmayan Allah’a hamd olsun” diyor. Sonra duruyor, “her hale şükür, her hale şükür, her hale şükür…” diye başından bu yana konuşup durduğu frekansı en üste taşıyor. O frekans mazlumun arşı titreten çığlığıdır.

Aksâ’da Ramazan’ın son on günü, bayram ve sonrasında yaşananlar hepimizin yüreğini titretti. Terörist ülke ve onun işbirlikçisi egemen güçler Filistin’de adım adım sahneye koydukları organize cinayeti topyekûn cinnet yaşayan gafil bir güruh eşliğinde yeni bir safhaya taşımak istediler, ancak bu sefer hiç umulmadık bir şey oldu. O mazlumlar, o garipler bu sefer daha farklı bir direniş sergilediler. Namluların arasında kelepçeli beklerken tebessüm ettiler; şehitlerine baktılar, şükrettiler; şiddet ve ölümün üstüne tereddütsüz, güle oynaya gitmekte hiç fütur göstermediler.

Yenilmez denen ülke bu sefer ne yapacağını şaşırdı. Şairin: “Benim karanlıklarda büyüyen kızım var, senin şafağa direnecek gücün var mı?” diye ifade ettiği o şafağın emareleri ortaya çıktı. Şimdi başka bir süreç işliyor, elhamdülillah. Muhtemelen terörist ülkenin izmihlaline giden yol açıldı. Acımız büyük, ama umudumuz daha büyük. Ne yapıp edip üzerimize düşeni yapmaya çalışalım, çünkü bir avuç mazlum hepimizin makûs talihini çevirmek üzere. Bütün acılara, kan, gözyaşı ve kayıplara şükrede şükrede hem de… Tebessüm ede ede… Şehitten şehide vehn (ölümden korkma ve dünyayı sevme) illetini aşa aşa…

Bu sayımızda İslam’ın çağa teklifi olarak tefakkuh konusunu ele alıyoruz. İnsanın hevâ ve hevesini ilah edinmesi ile zirvesini bulan bu kötülük çağından masun kalmanın tek yolu tefakkuh, yani Allah ve Rasûlü’nün çağrısına samimiyetle uymak ve hayatı o çağrının istikametinde tanzim etmektir. Buna bigâne kalanın cezası kalbinden mahrum edilmektir. Allah kendi sözünü ciddiye alıp hayatına tatbik etmeyenin kalbini kendisinden uzaklaştırır ve onu kendi nefsine yabancılaştırır. Bu yabancılaşma ise iki cihan felaketinin diğer adıdır.

İslam, en güzel söz olan Allah kelamını dinleme, anlama ve yaşama çabası olarak bir tefakkuh yolculuğudur. Fıkıh etme diye de ifade edebileceğimiz bu yolculuk hayattaki en önemli vazifemizdir. Bu sayımızda işte bu yolculuğu konu ediniyor ve tefakkuh terbiyesi ile yeniden dirilme çağrısında bulunuyoruz. Delilleriyle İslam ve Aile İlmihalleri eserleri ile yakından tanıdığınız Prof. Dr. Hamdi Döndüren hocamızın Erkam Yayınları’ndan neşredilen Ahkâmü’l Kur’an Tefsiri buna vesile oldu. Biz de bir tefakkuh gayreti ile ortaya çıkmış bu eserin yayınlanmasını fırsat bilerek modern câhiliyeye karşı tefakkuh çağrısı yapmak istedik. Döndüren Hocamızı bu münasebetle tebrik ediyor, İslam’ı anlama, yaşama ve anlatma yolculuğu olarak tefakkuhun hayatımızın merkez faaliyeti olması temennisiyle hepinizi Allah’a emanet ediyoruz.

Kaynak: Altınoluk Dergisi, 2021-Haziran, Sunuş, Sayı: 424

Altınoluk dergisi temin etmek ve abonelik için tıklayınız...

ALTINOLUK WEB SİTESİ YENİLENDİ

Altınoluk Web Sitesi Yenilendi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.