Afrikalı Albinoların Yüzünü Türk Hayırseverler Güldürdü

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, kurban organizasyonu çerçevesinde Afrika’da büyük mağduriyetler yaşayan albinoların yüzünü güldürerek, onlarla Kurban Bayramı’nın bereketini paylaştı.

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın Tanzanya Temsilcisi Mustafa Dirier, Tanzanya’nın en büyük şehri olan Darüsselam’da yaşayan 500 albino ailesine kurban eti dağıttıklarını söyledi.

Ülkede albino oldukları için toplumdan dışlanan binlerce kişi bulunduğuna dikkati çeken Dirier, “Tanzanya toplumunun tamamını kucaklamak ve farkındalık oluşturmak için albinolara yapılan bu yardım sembolik önem taşıyor.” dedi.

Vakfın, Kurban Bayramı gibi paylaşma ruhunun canlandığı önemli günlerde toplumun her ferdi ile kucaklaştığını ifade eden Mustafa Dirier, bayram boyunca bölge halkıyla kaynaşmak için çok sayıda program ve davet düzenlendiğini belirtti.

Dirier ayrıca, Hüdayi Vakfı’nın bu yıl Darüsselam’daki albino ailelerin yanı sıra Zanzibar, Dodoma, Morogoro, Mtwara ve Pwani şehirlerinde de kesilen kurbanların etlerini yaklaşık 20 bin aileye ulaştırdıklarını bildirdi.

AFRİKALI ALBİNOLAR KORKUYLA YAŞIYOR 

Genetik bir durum olan albinizmde, vücutta doğuştan melanin pigmentlerinin eksikliği deri, saç, tüy ve gözlerin beyaz renkli olmasına yol açıyor.

Dünya genelindeki albinolu bireyler arasında en zor durumda olanların başında ise güneşin yakıcı sıcağıyla mücadele etmenin yanı sıra büyücüler tarafından öldürülme korkusu yaşayan Afrikalılar geliyor. Albinolar, Afrika’nın bazı ülkelerinde zengin olmak, iyi bir kısmet bulmak veya sağlığına kavuşmak için öldürülüyor.

Tanzanya’da 2000 yılından bu yana aralarında çocukların da olduğu en az 75 bin albinonun büyücüler tarafından öldürüldüğü, 62 binden fazla albinonun ise büyücülerin elinden yaralanmalarına rağmen kaçmayı başarabildiği belirtiliyor.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.