Zâtî Sıfatlar Ne Demektir?

Zâtî sıfatlar ne demektir? Kısaca anlamı nedir?

Zâtî sıfatlar; Allah'ın zatını niteleyen sıfatlardır. Bunlar; "vücut", "kıdem", "bekâ", "vahdâniyet", "muhâlefetün lilhavâdis" ve "kıyâm binefsihî" olmak üzere altı tanedir.

Vücut; Allah'ın zâtî sıfatlarından biridir, Allah'ın vâr olması demektir. Allah vardır, varlığı kendiliğindendir, yani Allah yaratılmış değildir. Her şeyi O yaratmıştır, O olmasaydı hiçbir şey olmazdı. Allah'ın dışındaki hiçbir varlık kendiliğinden meydana gelmemiştir, hepsi Allah'ın yaratmasıyla var olmuştur, hayatlarını Allah'ın lütfu ve keremiyle devam ettirmektedirler. Mesela insanların ve hayvanların gıda maddelerine, suya, temiz havaya ve güneş enerjisine ihtiyaçları vardır. Allah ise böyle değildir. O, varlığını devam ettirebilmesi için hiçbir şeye muhtaç değildir. Diğer varlıkların muhtaç oldukları şeyleri de yaratan O'dur.

Yüce Allah vardır, varlığında asla şüphe yoktur. Aklını, mantığını ve muhâkeme gücünü kullanan, gökleri, yıldızları, yeri, bitkileri, hayvanları, ormanları, meyveleri ve daha nice varlıkları düşünen insan, bütün bunları yaratan, onları yöneten bir varlığın olduğunu anlar. Şu anlamdaki âyetler insanları Allah'ın varlığı konusunda düşünmeye davet etmektedir:

"Deveye bakmıyorlar mı nasıl yaratılmıştır?

Göğe bakmıyorlar mı nasıl yükseltilmiştir??

Dağlara bakmıyorlar mı nasıl dikilmişlerdir?

Yeryüzüne bakmıyorlar mı nasıl yayılmıştır?" (Ğaşiye, 17-20)

Kâinatta vâr olan her şey O'nun varlığına delalet etmektedir. (bk. Rûm, 30/20-24)

Kıdem; Allah'ın varlığını niteleyen, O'nu tanıtan zâtî sıfatlardan biridir. Kıdem, Allah'ın varlığının evveli ve başlangıcının bulunmaması, Allah'ın ezelî ve kadîm olması demektir.

Bu sıfat, Allah'ın yaratılmamış olduğunu, O'nun yok olduğu hiçbir zamanın bulunmadığını ifade eder. Çünkü zamanı ve mekanı yaratan da Allah'tır.

Allah'ın dışındaki bütün varlıkların sözgelimi güneşin, ayın, dünyanın, yıldızların, gezegenlerin, insanların, hayvanların, bitkilerin bir evveli, bir başlangıcı, yaratıldıkları ve var olmaya başladıkları bir zamanları vardır. Çünkü bu varlıklar önceleri yok iken sonradan Allah'ın yaratmasıyla var olmuşlardır. Halbuki Allah böyle değildir. O'nun varlığının evveli ve başlangıcı yoktur. Çünkü O, varlığı zorunlu varlıktır. Geriye doğru ne kadar gidilirse gidilsin O'nun bulunmadığı bir zaman düşünülemez. Allah'ın varlığının bir başlangıcının bulunması, O'nun yaratılmış olması anlamına gelir ki bu Allah için muhaldir, çünkü yaratılmış olan ilah olamaz. Allah yaratılmış değildir, ezelîdir, kadimdir. İşte Allah'ın kıdem sıfatı bu anlamdadır.

Bekâ, Allah'ın zâtî sıfatlarından biridir. Allah bâkîdir, ebedîdir, sonsuzdur, ölümsüzdür ve varlığının sonu yok demektir. Sonlu olmak, ölümlü olmak, bir gün yok olmak, yaratılmış varlıkların özelliğidir. Kâinatta gördüğümüz ve görmediğimiz, küçük ve büyük bütün varlıklar sonludur, ölümlüdür, bir gün yok olacaklardır. Allah ise böyle değildir. O, yaratılmadığı için fâni, sonlu ve ölümlü değildir. O, varlığı zorunlu varlıktır, sonsuz hayat sahibidir. "Her canlı ölecek" O, ebedî olarak kalacaktır.

Rahman sûresinin "Yeryüzünde (ve âlemde) bulunan her canlı fanidir, yok olacaktır, ancak azamet ve ikram sahibi Rabb'inin zâtı bâki kalacaktır" anlamındaki 26-27. âyetleri ile İhlas sûresi Allah'ın bu sıfatlarını ifade etmektedir.

Vahdâniyet, Allah'ın zâtî sıfatlarından biridir. Allah'ın bir ve tek olması demektir. Allah; zatında, sıfatlarında ve işlerinde tektir, eşi, benzeri ve ortağı yoktur. İhlâs sûresinin "De ki O Allah bir, tektir" anlamındaki âyeti Allah'ın bu sıfatını ifade etmektedir. Her şeyi yaratan, yaşatan ve rızık veren Allah'tır. O, tek yaratıcı, tek mabût ve tek ilahtır.

Bütün peygamberler, O'nun vahdâniyetini, tekliğini anlatmışlardır: "(Ey Peygamberim!) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, `şüphesiz benden başka hiçbir ilah yoktur, öyleyse bana ibadet edin' diye vahyetmişizdir" (Enbiya, 25) ânlamındaki âyet, bu gerçeği ifade etmektedir.

İslâm dinin tevhît dîni olması, Allah'ın tek ilah ve tek mabut olması esasına dayanır. O'ndan başka ilah kabul etmek, çok tanrıcılık şirktir, Allah'a ortaklar koşmaktır. Şirk ise en büyük zulüm, en büyük günahtır.

Kur'ân baştan sona Allah'ın birliğini anlatan âyetlerle doludur: "Eğer yerde ve göklerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı, kesinlikle yerin ve göklerin düzeni bozulurdu" (Hac, 22) ânlamındaki âyet Allah'ın vahdâniyet sıfatını anlatmaktadır. Allah'ın tek olması, îman esaslarından biridir. Mümin olabilmek için sadece Allah'ın varlığını kabul etmek yetmez, Allah'ın varlığı ile birlikte tek ilah, tek mabut ve tek yaratıcı olduğuna ve Kur'ân'da bildirilen bütün nitelerine îman etmek gerekir.

Muhâlefetün lilhavâdis, Allah'ın yaratıklardan hiç birine benzememesi demektir. Biz, Allah'ı nasıl düşünürsek düşünelim O, bizim düşündüğümüzden, aklımıza, hayalimize ve hatırımıza gelen şeylerden farklıdır, başkadır, hiçbirine benzemez. Çünkü bizim Allah'ı benzetmek istediğimiz şeylerin hepsi yaratılmış, ölümlü, muhtaç ve âciz varlıklardır. Halbuki Allah, yaratılmış, âciz, muhtaç ve ölümlü bir varlık olmadığı gibi cisim, cevher ve araz da değildir. O samettir, hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır, ezelî ve ebedîdir.

Allah; zatı, sıfatları ve fiilleriyle hiçbir yaratığa benzemez. Mesela insanların gücü, görme, işitme ve bilme gibi yetenekleri vardır. Allah'ın da gücü, görmesi, işitmesi ve bilmesi vardır. Ancak insanların gücü, görmesi, işitmesi ve bilmesi Allah'ın gücü, görmesi, işitmesi ve bilmesine benzemez.

Allah'ın her şeye gücü yeter, insanların ise her şeye gücü yetmez. Onlara görme yeteneğini veren de Allah'tır. Allah her şeyi görür, insanlar her şeyi göremez, onlara görme organı veren de Allah'tır. Allah her şeyi işitir, en gizli olan sesleri de işitir. İnsanlar ise her sözü işitemezler, ancak belirli frekanstaki sesleri işitebilirler. Allah her şeyi bilir, O'nun ilminden hariç hiçbir şey yoktur. İnsanlar ise her şeyi bilemezler, bilgileri sınırlıdır. Mesela gaybı, geleceği bilemezler. Allah ise geçmişi de geleceği de bilir. Dolayısıyla ne zatı ne de sıfatları itibariyle Allah hiçbir şeye benzemez.

"O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işiten, hakkıyla görendir. Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Dilediğine rızkı bol verir ve dilediğinden kısar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir" (Şûrâ, 42/11-12) anlamındaki âyet, Allah'ın bu sıfatını ifade etmektedir.

Kıyam binefsihî, Allah'ın varlığının kendiliğinden olması, başkaları tarafından var edilmemiş, yaratılmamış ve doğmamış olması demektir. Her şeyi yaratan O'dur, O haliktır, yegane yaratıcıdır, ama O, yaratılmış değildir.Yaratılmış varlıklar, varlıklarını sürdürebilmeleri için, Allah'a muhtaçtırlar. Allah ise hiç bir şeye muhtaç değildir. Zaman ve mekandan münezzehtir. Zamanı da mekanı da diğer varlıkları da yaratan O'dur.

Kaynak: Diyanet

İslam ve İhsan

ALLAH’IN ZATÎ SIFATLARI

Allah’ın Zatî Sıfatları

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI VE ANLAMLARI

Allah’ın Zati Sıfatları ve Anlamları

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI KAÇ TANEDİR VE NELERDİR? MADDELER HALİNDE ANLAMLARI

Allah’ın Zati Sıfatları Kaç Tanedir ve Nelerdir? Maddeler Halinde Anlamları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.