Yüzakı Dergisinin Haziran 2020 Sayısı Çıktı

Yüzakı dergisinin 184. sayısı çıktı. Yüzakı dergisinin Haziran 2020 sayısı “Virüs ve Küresel Güçlerin İflâsı” kapağıyla yayınlandı.

“Virüs ve Küresel Güçlerin İflâsı” başlığıyla çıkan Yüzakı dergisinin 185. sayısı şu şekilde takdim edildi.

BAŞA GELEN MUSİBETLERİN SEBEBİ

“Başınıza gelen herhangi bir musîbet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.” (eş-Şûrâ, 30)

Ellerimizle neler işledik neler...

Necip Fazıl, Destan şiirinde bir bir sayarken yapılan şenaatleri, şu mısra ile her şeyi hulâsa eder âdeta:

Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey!..

Âdeta şu ilâhî ifadede zikredilen bağın kopuşunu anlatır:

“Allâh’a kesin söz verdikten sonra ahitlerini bozarlar ve Allâh’ın korunup gözetilmesini emrettiği bağları koparırlar...” (el-Bakara, 27)

Göklerin talebesi olmadan, yeryüzünde firavunluk taslayanların kopuşu...

İşte bu kopuşların neticesinde çağlayan «Mazlumların Gözyaşları...»

“Var mı bizden daha kuvvetlisi?” diye şımaran ve zâlimleşen Âd ve Semûdlular gibi; «Teknolojiyle Şımaran Beşer»

Kim Korona Hâdisesi’nin arkasında ne görürse görsün, hâdisâtın akışını tarassut eden bir mü’min; bu bağı kuruyor, fark ediyor. Manzara çok açık:

 VİRÜS ve KÜRESEL GÜÇLERİN İFLÂSI

Teknolojinin Acziyeti...

İnsanlık, bata çıka bu hâdiseyi de geride bırakacak. Fakat asıl mesajı almadığı müddetçe maddî ve mânevî, fizikî ve psikolojik âfetlerin ardı arkası kesilmeyecek.

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali Eşmeli;  virüs hâdisesini, «mazlumun âhı» zâviyesinden görmemiz gerektiğini vurguladı. Bir topal sinek, ebâbil kuşları yahut bir tek sayha, günümüzdeki salgını meydana getiren yok kadar virüs de, aynı kudretin adâlet îkazını taşıyor. Elbette görebilenlere.

Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Ramazân-ı şerifte elde edilen mânevî feyzi muhafaza etmek ve kulluğu bir ömür devam ettirmenin zarûretini kaleme aldılar.

Mevlânâ Hazretleri’nden Sır ve Hikmet İncilerinde ise, yine Korona Hâdisesi’nin mânevî muhasebesi var. Yûnus -aleyhisselâm-’ın balığın karnında tesbihat ile ve kavminin de azaptan tevbe-istiğfâr ile kurtuluşu misalleri işârî îzahlarla yer almakta.

Yazarlarımız son aylarda zarûret hâlinde yaşadığımız mahdut hayatın tefekkür âlemindeki yansımalarını kaleme aldılar. Bilim ve haberleşmenin çağ atladığını sandığımız bir asırda; Korona’nın yüzümüze maskeler taktırırken, bazı sahte maskeleri de indirdiği tespitinde bulundular.

Ailemiz üzerinde yaşanan Avrupâî kanun ve yaşayış taarruzlarına, son zamanların yaygın deyişiyle yerli ve millî cevaplar ve çareler aradılar.

Sıhhate teksif olduğumuz şu günlerde, mânevî sıhhatin ehemmiyetinin altını çizdiler. Mânevî hastalıklara karşı uyardılar. Sıhhatin yani sağ ve hayatta olmanın en mühim mânâsının, âhirete hazırlanma fırsatı olduğunu bildirdiler.

Şairlerimiz, o içimizden kopan şeyin peşindeler. Onu bulmak ve bağlamak... Ezel ahdimizi yeniden tazelemek ve bizi insan yapan o sözleşmeyi bir daha bozmamak.

Nasıl hitâma eriyordu âyet-i kerîme:

“(Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.” (eş-Şûrâ, 30)

Affet bizleri yâ Rab!..

Ayrıntılı bilgi yuzaki.com’da.

LUT KAVMİ NEDEN HELAK OLDU?

Lut Kavmi Neden Helak Oldu?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.