Yetimleri İçin Hayat Mücadelesi Veren Suriyeli Anneler

Ülkelerindeki iç savaşta eşlerini kaybeden Suriyeli kadın sığınmacılar, yetim kalan çocukları için hayat mücadelesi veriyor.

Yaklaşık 5 yıldır süren Suriye'deki iç savaş, binlerce sivilin ölümüne ve yaralanmasına neden olurken, çok sayıda aileyi de yaşadıkları topraklardan ve yakınlarından koparmaya devam ediyor.

Suriye'de eşlerini kaybeden birçok dul kadın, çocuklarına daha iyi gelecek sunmak adına Türkiye'ye geliyor. Vatanlarını terk etmek zorunda kalan kadın sığınmacılar, Reyhanlı'da yeni düzen kurmanın telaşını yaşıyor.

Bazı sığınmacılar, yetim kalan çocukları için günübirlik işlerde çalışarak geçimlerini sağlıyor.

Eşinden bir yıldır haber alamayan 41 yaşındaki Ferize Nahsen, AA muhabirine, yaşadıkları acının tarifi olmadığını söyledi.

Yaklaşık 3 ay önce 3 çocuğuyla Reyhanlı'ya geldiğini belirten Nahsen, "Hama'daki evimizin yakınlarına bir yıl önce savaş uçakları saldırı düzenledi. O yıkımda eşimi kaybettim. Her taraf mahşer yeri gibiydi. Yaralandı mı, öldü mü, bilmiyorum" diye konuştu.

Can güvenlikleri olmadığı için Türkiye'ye geldiklerini kaydeden Nahsen, bundan sonra çocuklarına daha iyi gelecek sağlamak için çalışacağını anlattı.

Nahsen, bir gün ülkesine dönmenin hayalini kurduğunu, eşinin mezarını bulmak istediğini sözlerine ekledi.

"ERZAK ALMAYA GİTTİ, BİR DAHA DÖNMEDİ"

Feride Bedevi de eşinin 2 yıl önce İdlib'deki evlerinden çıkıp dönmediğini, savaşın ailesini adeta dağıttığını söyledi.

Bir süre Suriye'de eşini aradığını ancak sonuç alamadığını aktaran Bedevi, şöyle devam etti:

"Eşim evimizden çıktı, bir kasabaya erzak almaya gitti, daha sonra ondan haber alamadık. Her yeri aradık fakat sonuç çıkmadı. Çocuklarım için vatanımızda kalmaya çalıştım ancak olmadı. O olay sonrası bir de evimizin yakına düşen varil bombası birçok yakınımın hayatını kaybetmesine neden oldu."

Hayatta olup olmadığını bilmediği eşine kavuşmak için dua ettiğini dile getiren Bedevi, eşinden hatıra kalan tek çocuğu için yaşamak zorunda olduğunu vurguladı.

Nedir İsmail (22) ise 2 çocuğuyla yakın akrabalarına sığındığını, asker eşinin iç savaş kurbanı olduğunu anlattı.

Çocukların geçimini sağlamak için tarlada günübirlik işlere gittiğini aktaran İsmail, "Çocuklarımı bundan sonra kimseye muhtaç etmeden bakmak gerek. Allah'ın izniyle bunu başaracağız" dedi.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.