Yetimlerden Ne Haber?
Dâvûd-i Tâî Hazretleri ve mürîdi arasında geçen ibretlik kıssa...
Dâvûd-i Tâî Hazretleri’nin hizmetine bakan mürîdi bir gün ona;
“–Biraz et pişirdim; buyurmaz mısınız?” dedi ve üstâdının sükût etmesi üzerine eti getirdi.
Ancak Dâvûd-i Tâî -kuddise sirruhû-, önüne konan ete bakarak;
“–Falanca yetimlerden ne haber var evlâdım?” diye sordu.
Mürîd, durumlarının yerinde olmadığını izhâr sadedinde içini çekip;
“–Bildiğiniz gibi efendim!” dedi.
O büyük Hak dostu;
“–O hâlde bu eti onlara götürüver!” dedi.
Hazırladığı ikrâmı üstâdının yemesini arzu eden mürîd;
“–Efendim, siz de uzun zamandır et yemediniz!..” diye ısrar edecek oldu.
Fakat Dâvûd-i Tâî Hazretleri kabul etmeyip şöyle buyurdu:
“–Evlâdım! Bu eti ben yersem dışarı çıkar; fakat o yetimler yerse, Arş-ı Âlâ’ya çıkar!..”
Cömertlik dört derecedir.
Birincisi: Sâile, isteyene vermek, ihtiyacını arz eden kişiyi asla geri çevirmemektir.
İkincisi: Mahrumu, muhtaç olduğu hâlde hâlini gizleyeni arayıp bulmaktır.
Üçüncüsü: Ensâr-ı kirâmın yaptığı gibi bölüşmektir. İhtiyaç sahibi kardeşine; «Malımın yarısı senin olsun!» diyebilmektir.
Dördüncüsü: Kendisi de muhtaç olduğu hâlde, canından koparıp kardeşine vermektir. Bu en yüksek fedâkârlık seviyesinin adı «îsâr»dır. Kelime mânâsı tercih etmek demektir. Yani kardeşini nefsine tercih etmektir. Kıssada Dâvûd-i Tâî; kendisi de ihtiyaç sahibi olduğu hâlde, yetimleri kendisine tercih etmiş, bu ulvî meziyeti sergilemiştir.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Mayıs, Sayı: 255












YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!