Yapay Zekâ ile Suret Resimleri Üreterek Dini-Tarihi Videolar Yapmak Caiz mi?

Yapay zekâ ile suret resimleri üreterek dini-tarihi videolar yapmak caiz midir? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Burada temel mesele şudur: İster sureti sen çiz, ister bir başkasına çizdir; nihayetinde kalemi eline alan ve çizim işlemini başlatan insandır. Kalem bir araçtır. Yapay zekâda da durum benzerdir; komutu veren sensin. Bu noktada “Çizen kimdir: insan mı, yapay zekâ mı?” sorusu tali bir meseledir. Asıl mesele, tasvirin neden yasaklandığı konusudur.

Tasvir yasağı, Allah’ın yaratmasına benzer bir fiil ortaya koyma ve insanın farkında olmadan ilahlık iddiasına yaklaşma tehlikesiyle ilişkilendirilmiştir. Nitekim hadislerde, canlı tasviri yapanların ahirette ağır bir sorumlulukla karşılaşacağı bildirilmiştir (Buhârî, Libâs, 87; Müslim, Libâs, 99).

Diğer bir önemli gerekçe ise tasvirlerin zamanla tevhid inancına aykırı bir mahiyet kazanabilmesidir. Tarih boyunca insanlar bazı resim ve heykelleri kutsallaştırmış, onları yüceltmiş ve sonunda tapınılacak putlar hâline getirmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de bu tür putperest eğilimler açıkça eleştirilmiştir (Enbiyâ, 21/52–54).

Bu hassasiyet sebebiyle Osmanlı’da ve daha önceki İslam toplumlarında, birebir gerçekçi insan tasvirlerinden özellikle kaçınılmış; bunun yerine, insanın tam ve kusursuz olmadığının açıkça anlaşıldığı minyatür sanatı geliştirilmiştir. Böylece Allah’ın yaratmasına birebir benzemekten uzak durulmuştur.

Bu çerçevede, tarihî şahsiyetlerin veya karakterlerin bir film ya da anlatı içerisinde yer alması, hayal dünyasına ait bir tasvir olarak değerlendirilmelidir. Bunlar; duvara asılacak, önünde tazim edilecek, saygı duruşunda bulunulacak veya kutsiyet atfedilecek suretler olarak görülmemelidir.

Dolayısıyla, yapılan çalışmanın içeriği dinî açıdan sakıncalı bir muhteva taşımadığı, aksine insanların tarihî ve dinî şuurlarını artırmaya vesile olduğu sürece, bunda bir mahzur bulunmadığı kanaatindeyim. Allahu a‘lem.

İslam ve İhsan

YAPAY ZEKÂ GERÇEKTE NEDİR, İNSAN ZEKÂSINI GEÇEBİLİR Mİ?

Yapay Zekâ Gerçekte Nedir, İnsan Zekâsını Geçebilir mi?

İNSAN MI ÜSTÜN YAPAY ZEKÂ MI?

İnsan mı Üstün Yapay Zekâ mı?

YAPAY ZEKA GERÇEKTEN İNSANLIĞIN SONUNU GETİREBİLİR Mİ?

Yapay Zeka Gerçekten İnsanlığın Sonunu Getirebilir mi?

YAPAY ZEKÂ VE BEYİN: GERÇEKLİK ALGIMIZI DEĞİŞTİRİYOR MU?

Yapay Zekâ ve Beyin: Gerçeklik Algımızı Değiştiriyor mu?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.