Yahudilik'te Kitap İnancı Nasıldır?

Yahudilik'te kitap inancı nasıldır? Tanak ve Eski Ahid nedir?

Yahudiliğin kutsal metinleri yazılı ve sözlü olmak üzere iki kısma ayrılır. Yahudiler yazılı olan kutsal metinlere “Tanak” adını vermişlerdir. Hıristiyanlar ise yahudilerin yazılı metinlerine “Eski Ahid” demişlerdir. Tanak (veya Tanah) kelimesi, Torah (Tevrah), Nebiim (Peygamberler), Ketubiim (Kitaplar) kelimelerinin ilk harflerinin biraraya getirilmesiyle oluşturulmuştur.

İLAHİ KİTAP "TEVRAT"

Torah (Tevrat), Yüce Allah tarafından Hz. Musa’ya gönderilen ilahi kitabın adıdır. Tevrat, alemin yaratılışından başlayarak Hz. Musa’nın ölümüne kadar olan olayları ve Tanrının Hz. Musa’ya gönderdiği dini kanunları içermektedir. Tevrat, Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye olmak üzere beş kısımdan oluşmaktadır. Allah tarafından Hz. Musa’ya gönedirlen 10 emir, Tevratı’ın Çıkış ve Tesniye  bölümlerinde geçmektedir.

Nebiim, Hz. Musa’dan sonraki yahudi peygamberlerine indirilen kitaplara verilen isimdir. Bu kitaplarda Hz. Musa’nın ölümünden sonra İsrail Oğulları’nın Allah tarafından vadedilen topraklara yerleşmeleri, yahudi krallığının kuruluşu, krallığın idaresi, putperest kavimlerle yapılan savaşlar, sürgünler, yahudi peygamlerlerinin öğütleri, mücadeleleri ve dini telkinleri anlatılır.

Ketubiim, yazılar manasına gelir. Ketubiim, yahudilere ait tarihi bilgileri, hikmetli sözleri ve şiirleri ihtiva etmektedir. Hz. Davud’a indirilen Zebur da bu kitapta yer alır ve Davud’un Mezmurlar’ı olarak bilinir. Bunların dışında Süleyman’ın meselleri, Eyyub, Ezra gibi bir çok şahısların sözleri ve şiirleri ketubiimde yer alır.[1]

Talmut, yahudilerin yazılı olmayıp şifahi geleneğe dayalı olan dini külliyatın adıdır. Talmut öğrenim manasına gelir ve Tevrat’ın yorumudur. Önceleri bu yorum sözlü olarak yapılırdı. Daha sonra bu bilgilerin kaybolması endişensinden dolayı söz konusu rivayetler yazıya geçirilip adına “Mişna” denildi. Mişna’nın anlaşılması zor olduğu için bu da “Gamera” adıyla şerhedildi. Talmut, Mişna ve Gamera’nın toplamından meydana gelmiştir.

Yahudilere göre Talmut çok önemlidir. Yahudiler onun yazılı Tevrat’la birlikte Sina’da sözlü olarak  Hz. Musa’ya vahyedildiğine inanırlar. Talmut’u kabul etmeyenleri gerçek yahudi saymazlar.

Yahudilere göre bugünkü Tevrat, Rab Yehova tarafından kelime kelime Hz. Musa’ya vahyedilmiştir. Yahudilerin bugün de benimsedikleri iman esaslarında şöyle geçmektedir: “İman ederim ki halen elimizde bulunan Tevrat ile Efendimiz Moşe’ye (Musa’ya) verilmiş  olan kitap birbirinin aynısıdır. İman ederim ki bu Tora değiştirilemeyecek ve bundan başka Allah tarafından bir kitap gönderilmeyecektir.” Dolayısıyla Tevrat, Eski Ahid içerisinde ilk sırayı almakta ve yahudiler nezdinde büyük önem taşımaktadır.

Yahudi kutsal kitabının ilk bölümlerini oluşturan nushalar, bugün elde bulunmamaktadır. Tanak’ı oluşturan kitaplar, M. Ö. 13-1. yüzyıllar arasında yazı ile tespit edilmiş olmasına rağmen bugün elde bulunan en eski İbranice el yazması Tevrat nüshaları M. S. 7-10. yüzyıllara aittir. Dolayısıyla Hz. Musa’nın M. Ö. 12. asırda yaşadığı gözönünde bulundurulursa bugün elde bulunan en eski Tevrat nüshasının Hz. Musa’dan yaklaşık 2000 sene sonra tespit edildiği ortaya çıkar. Başka bir ifade ile bugünkü Tevrat metni, Hz. Musa’dan yaklaşık 20 asır kadar sonra yazıya geçirilmiştir.

Yukarıda ifade edildiği gibi Allah tarafından Hz. Musa’ya indirilen Tevrat asliyetini muhafaza edememiş; yazılı Tevrat metinleri zamanla kaybolmuş; Hz.  Musa’dan sonra başta Ezra olmak üzere yahudi din adamları hafızalarında kaldığı kadarıyla Tevrat’ı yeniden yazmışlardır. Tevratı yazıya geçiren din bilginleri, kendi inanç ve düşüncelerini bu kitaba dahil etmişlerdir. Netice itibarı ile Tevrat’a insan eli değmiş ve ilahi olma özelliğini yitirmiştir. İşte bu sebepten dolayı, bozulan, tahrif edilen dini düzeltmek üzere Hz. İsa peygamber olarak gönderilmiştir.

Tevrat’ın değiştirildiğine dair en önemli delil, onda bulunan çelişkilerdir. Bu çelişkilerden birisi, Musa’nın kayınpederi ile ilgili pasajlarda kendini gösterir. Bir yerde Hz. Musa’nın kayınpederinin adı Reuel olarak zikredilirken,[2] diğer bir yerde Yetro,[3] hakimler kitabında (1/16) ise Keni oğullarından Hobab olarak geçer. Yine Hz. Musa Medyen şehrinden bir rivayette[4] yalnız başına, diğer bir rivayette[5] ailesiyle birlikte dönmüştür. Nuh Tufan’ı Tekvin kitabının bir yerinde 40 gün devam ettiği bildilirken,[6] diğer bir yerinde 150 gün devam ettiği ifade edilmiştir.[7]

[1] Ömer Faruk Harman, Günlük Yaşayış Ansiklopedisi, “Eski Ahit” md.

[2] Çıkış, 2/18.

[3] Çıkış, 3/1.

[4] Çıkış, 4/18, 20-23.

[5] Çıkış, 4/19.

[6] Tekvin, 7/12, 24-31.

[7] Tekvin, 7/24.

Kaynak: Dr. Erdoğan Baş, Salih İnci, Ana Hatlarıyla Yahudilik  Hıristiyanlık ve İslâm, Erkam Yayınları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.