Türkiye’den Afrika’ya Su Kuyusu Projesi

Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu, DSİ-TİKA ve sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa gerçekleştirdiği çalışmalar neticesinde Afrika’da 9 milyon kişiye sağlıklı ve temiz içme suyu sağlandığını söyledi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “DSİ-TİKA ve sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa gerçekleştirdiği çalışmalar neticesinde, Afrika’nın çeşitli ülkelerinde zor şartlarda yaşayan insanlar için 2 bin 600 adet kuyu açılarak, yaklaşık 9 milyon kişiye sağlıklı ve temiz içme suyu sağlandı.” ifadelerini kullandı.

Eroğlu, yaptığı yazılı açıklamada, suyun günümüzde her zamankinden daha fazla değerli olduğunu belirterek, artan nüfusun etkisiyle ortaya çıkan çarpık kentleşme ve artan ihtiyaçların karşılanmasına yönelik sanayileşme çabalarının su kaynaklarını erittiğine dikkati çekti.

Bakanlık olarak bu ülkelerin yoğun bulunduğu Afrika kıtasında insanları sağlıklı ve temiz suyla buluşturmak adına çalışmalar yürüttüklerini belirten Eroğlu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün (DSİ) Afrika ülkelerinde yaşanan su sıkıntısına çözüm bulmak amacıyla kısıtlı su kaynaklarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara Afrika kıtasında da devam ettiğini bildirdi.

Bakan Eroğlu, Afrika'da yapılan çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi:

“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın takibi ve Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun talimatlarıyla DSİ-TİKA işbirliği ile 11 sene zarfında DSİ makine ve çalışanlarımızla 458 adet kuyu inşa ederek, Etiyopya, Nijer, Burkina Faso, Mali, Sudan, Somali/Somaliland, Moritanya, Cubiti ülkelerinde toplam 1 milyon 700 bin kişiye sağlıklı içme suyu temin ettik. Ayrıca, DSİ-TİKA ve sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa gerçekleştirdiği çalışmalar neticesinde, Afrika'nın çeşitli ülkelerinde zor şartlarda yaşayan insanlar için 2 bin 600 adet kuyu açılarak, yaklaşık 9 milyon kişiye sağlıklı ve temiz içme suyu sağlandı.”

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.