Tıbbî Zorunluluk Nedeniyle Bebeğimi Aldırdım Vebâli Olur mu?
Tıbbi zorunluluktan dolayı hamileyken bebeğimi aldırdım, tavsiyeniz nedir ve bana vebali olur mu?
Cenâb-ı Allah, bu tür evlatlarımızı—anne karnında kaybedilen veya dünyaya geldikten sonra henüz bebekken vefat eden çocuklarımızı—anne ve babaları için âhirete önceden gönderilmiş birer şefaatçi kılar. Binaenaleyh, bu evlatlar bizim için âhiret adına birer kazanç ve mükâfat vesilesi olur. Bu kardeşimizin de hem kendisi hem de eşi için, dört aylıkken kaybedilen bu evlatlarının inşâallah şefaatçi olacağı ümit edilir.
Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-, böyle musibetler karşısında şu duayı tavsiye eder:
“Allâh’ım! Başına gelen musibet sebebiyle bana ecir ver ve bana ondan daha hayırlısını lütfet.” (Müslim, Cenâiz, 3)
Nitekim Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-, kocasını kaybetmiş bir hanıma bu duayı tavsiye etmiş; o hanım başlangıçta “Kocamdan daha hayırlı kim olabilir?” diye düşünmüş, fakat iddet süresini doldurduktan sonra Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- ile evlenerek büyük bir hayra erişmiştir. Bu da gösteriyor ki, başa gelen musibetlerde sabır ve dua, daha büyük hayırlara kapı açabilir.
TIBBÎ ZORUNLULUK NEDENİYLE BEBEĞİMİ ALDIRDIM VEBÂLİ OLUR MU?
Diğer taraftan, tıbbî açıdan çocuğun yaşayıp yaşamayacağına dair güçlü kanaat (galib-i zan), ancak işin ehli doktorlar tarafından belirlenebilir. Böyle durumlarda uzman görüşüne itimat etmek gerekir. Eğer hamileliğin devamı annenin hayatını ciddi şekilde tehlikeye atıyorsa, İslâm hukukunda esas olan annenin hayatının korunmasıdır. Bu durumda ceninin alınmasına ruhsat verilmiştir. Ancak bu karar, gerçekten zaruret olup olmadığına göre değerlendirilmelidir.
Burada önemli olan, mümkün olduğunca hem mesleğinde ehil hem de vicdan ve ahiret hassasiyeti olan doktorları tercih etmektir. İnsan bazen çaresiz kalır ve doktorların yönlendirmesine uymak durumunda kalır. Bu noktada yapılan tercihten sonra kişiye düşen, tevekkül etmektir.
Ayrıca kişi kendini gereksiz yere suçlamamalıdır. Unutmamak gerekir ki veren de alan da Allah’tır. Cenâb-ı Hak verdiği gibi alır ve çoğu zaman daha hayırlısını ihsan eder. Bu sebeple şöyle dua etmek gerekir:
“Rabbim! Bana hayırlı evlatlar lütfet.”
Bu tür imtihanlar karşısında asıl belirleyici olan, kulun verdiği tepkidir. Eğer sabır ve tevekkülle karşılanırsa bu bir nimet olur ve sevap olarak yazılır; aksi hâlde bir musibete dönüşebilir. Dolayısıyla bu imtihanı hayra çevirmek, kulun sabrı ve teslimiyetiyle mümkündür.
Cenâb-ı Allah, bu kardeşimize ve benzer durumda olan herkese sabır ihsan eylesin. Unutmamak gerekir ki dünyada yaşanan hiçbir musibet karşılıksız değildir; ya dünyada ya da âhirette mutlaka karşılığı verilecektir. Yeter ki kul, başına gelenleri sabır ve tevekkülle karşılayabilsin.







YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!