Tanrı Ne Demek?

Tanrı nedir, kime denir? Tanrı kelimesinin kökeni ve sözlük anlamı nedir? Tanrı kelimesi ile ilgili cümleler.

Tanrı kelimesi, Türkçe’de “Allah” lafzını ifade etmek için kullanılır.

TANRI NE DEMEKTİR?

Tanrı (Tengri) sözlükte, “kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlah, Mevla, Halik, Hüda, Hu, Oğan” anlamlarına gelir.

TANRI KELİMESİNİN KÖKENİ

Doğu Hunları (m.ö. III. yüzyıl) zamanından itibaren kullanıldığı bilinen Ten͡gri kelimesinin kökeniyle ilgili kesin bilgi yoktur. Türk diline dair etimolojik sözlüklerde kelimenin önceleri gök yüzünü, daha sonra tapınılan varlığı ifade etmek üzere Tenri (ten͡gri), Tanrı, Bayat Tenri, Ugan Tenri biçiminde kullanıldığı belirtilir.

Kâşgarlı Mahmud, Dîvânü Lugāti’t-Türk’te Ten͡gri kelimesinin “ulu tanrı” anlamına geldiğini, Türkler’in gözlerine büyük görünen her şeye Tenri dediklerini nakleder.

YARATAN’I ANMAK İÇİN KULLANILAN İFADELER

Arap olmayan Müslüman milletler kendi dilleriyle Allah’a isim ve sıfatlar nisbet etmekte, bunlarla dua ve niyazda bulunurlar. Türkler Müslüman olduktan sonra “Tanrı” ve “Çalap” kelimelerini kullanmaya devam etmişlerse de zamanla onların yerini “Allah” ve “Hudâ” kelimeleri almıştır. Türkler’de Ay Ten͡gri, Kün Ten͡gri, Kün-Ay Ten͡gri söyleyişleriyle İdi, İzi, Ugan, Çalap / Çalabı, Bayat ve günümüzde Orta Asya’da yaygın olan Kuday kelimeleri de bulunmaktadır.

Tanrı kelimesi ilk defa Orhon yazıtlarında “Üze Kök Ten͡gri” şeklinde yer almıştır. Bazı araştırmacılar buradaki “Kök / Gök” kelimesinin Tanrı’yı ifade ettiğini söylemişse de Hikmet Tanyu, söz konusu kelimenin doğrudan Tanrı’yı belirtmeyip “büyük, yüce” anlamında onun sıfatı olduğunu, “Üze” kelimesinin de aşkınlık bildirdiğini söyler. Daha sonra Tanrı için kullanılan “bengü” (ebedî) sıfatı ise Moğol istilâsından sonra ortaya çıkmıştır. (Kaynak: DİA)

TANRI KELİMESİ İLE İLGİLİ CÜMLELER

Ümmetini Tanrı’ya ısmarladı. (Süleyman Çelebi)

***

Gül dalında öteni / Bilir olup biteni / Tanrı elinden tutar / Düşkünü gözeteni. (Mâni)

***

Çok şükür Tanrı’ya gördüm bu saatlerde yine / Yaşayanlarla berâber bulunan ervâhı. (Yahyâ Kemal)

***

“İnanmaya nasıl başlayayım, imanımı nasıl kuvvetlendireyim?” sorusunun cevabı şudur: iyilik yap, Tanrı’yı düşünerek bulmaktansa, iyilik yaparak bulmak daha kolaydır. (Aliya İzzetbegoviç)

***

Gördüm ki yüce Tanrı,  devlet güneşini Türklerin burçlarından doğurmuş. Onlara Türk adını kendisi vermiş; onları yeryüzünün Hakan’ı kılmış ve cihan halkının dizginlerini onların ellerini bırakmış. (Nihad Sâmi Banarlı)

***

Tanrı misafiri... (Deyim)

İslam ve İhsan

ALLAH NE DEMEKTİR?

Allah Ne Demektir?

ALLAH NEREDEDİR?

Allah Nerededir?

ALLAH İNANCI NEDİR?

Allah İnancı Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.