Taha Suresi 132. Ayet Ailelere Sesleniyor!

Taha suresi 132. ayet Müslüman ailelere nasıl sesleniyor? Aile fertlerini hangi konuda uyarıyor?

Aile fertlerini İslâm ahlâkı ve şahsiyeti içinde yetiştirmek, çok mühim bir Kur’ânî tâlimattır. Âyet-i kerîmede buyurulur:

“Ailene namaz kılmayı emret, kendin de ona sabırla devam et…” (Tâhâ, 132)

Bu âyet-i kerîmenin nüzûlünden sonra, Fahr-i Kâinat -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, her sabah kızı Fâtıma -radıyallâhu anhâ-’nın evine gidip;

“–(Haydi) namaza!” diye buyurmaya başladı ve buna aylarca devam etti. (Buhârî, Teheccüd, 5; Tefsir [18], 1; Müslim, Müsâfirîn, 206; Müsned, I, 112)

Âyet-i kerîmede tâlim buyurulan bir hakikat de; «yaşayarak öğretmek»tir.

Sen de sabırla devam et! ilâvesiyle, hâl ile tebliğe işaret edilmiştir. Çünkü; evlâtlar kendilerine lisanla yapılan telkinlerden ziyade, anne-babalarının hayatlarındaki tatbikatları yaşayışlarına nakşederler, onları âdetâ kopyalarlar.

Meselâ Ahmed bin Hanbel -rahmetullâhi aleyh- şöyle anlatıyor:

“On yaşımdayken Kur’ân-ı Kerîm’i ezberlemiştim. Sabah namazından önce annem beni kaldırır, soğuk Bağdat günlerinde abdest suyumu ısıtırdı. Sonra elbiselerimi giydirirdi. Evimiz uzak ve yol karanlık olduğu için, kendisi de başörtüsünü takıp tesettüre bürünerek benimle birlikte camiye kadar gelirdi.” (Ali el-Karnî, Durûs, XXVI, 4, XLIII, 21)

Böyle sâliha anneler, ömürlük teşekküre lâyıktır.

Bahâeddin Nakşibend Hazretleri, annesi için sadaka-i câriye olabilmek arzusuyla şöyle demişti:

“Benim kabrimi ziyarete gelen, önce annemin kabrini ziyaret etsin!”

Molla Câmî de annesine olan şükran borcunu şöyle ifade etti:

“Ben annemi nasıl sevmem ki; beni bir müddet cisminde, bir müddet kollarında, ömür boyu da kalbinde taşıdı.”

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2021 Ay: Temmuz, Sayı: 197

ZİMMETLEYİŞİN EN GÜÇLÜ HALKASI

Zimmetleyişin En Güçlü Halkası

İSLÂM'DA EMÂNET VE MESÛLİYET ŞUURU

İslâm'da Emânet ve Mesûliyet Şuuru

TEBLİG MESULİYETİMİZ

Tebliğ Mesuliyetimiz

ALLAH'A KUL OLMAK

Allah'a Kul Olmak

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.