Nevşehir'de, ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına bayramlık kıyafet temin etmek için "Her çocuk bayramlık ister" sloganıyla sosyal medya üzerinden kampanya başlatan gençler, dükkan dükkan dolaşıp yardım topluyor.
Ecdadımız daha küçük yaşta olan evlatlarına ellerindekilerini ihtiyaç sahibini verebilmeyi öğretmiştir. Askıda ekmek; bu fani alemde baki dostluklar kurabilmek için görünmez bir bağdır. Aslında askıya koyduğumuz sadece ekmek değildir; kalbimiz, vicdanımızdır.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in terbiyesinde yetişen ashâb-ı kirâm, O’nun cömertlik ve diğergâmlığından da büyük bir nasîb almışlardı. Bugün bizim için en çarpıcı örneklerden biri, İbn-i Ömer Hazretleri’nin, sofrasında bir yetim olmadan yemek yemediği, her sofrasında muhakkak bir yetimin bulunduğu rivâyet edilir.
Bugün açlık ve sefâletin kol gezdiği pek çok beldedeki nice mazlum ve mağdur müslüman kardeşimiz, kurban ikramlarımızla yaşanacak olan İslâm kardeşliği tezâhürünü hasretle beklemektedir.
Âlim kişi, ilmiyle amel eder ve kendisine tâbî olacak kişilere de bu hayırlı amelleriyle örnek olur. İşte böyle bir kişi ölmez!
Susuzluktan çatlamış bir toprağın bereketli yağmurlara hasret duyması gibi toplumumuzda hizmet ve alâkaya en fazla muhtaç kesimlerin başında; bir kanadı kırık olan yetimler ve yoksullar gelmektedir. Onlar bize Allâh’ın emânetleridir. “…Sen onları simâlarından tanırsın…” (el-Bakara, 273) ayetine kulak veren Mü'minler ihtiyaç sahibi olmasına karşılık bir şey isteyemeyen kalplerin olduğunu da bize haber veriyor.
Aziz Mahmut Hüdâyi Vakfı’nın İstanbul genelinde yapmış olduğu yardım faaliyetlerini yürüten ekibin içerisinde yer alıyor Ömer Kişi. Ekip arkadaşlarıyla birlikte, ihtiyaç sahibi yaklaşık 5 bin aileye her gün düzenli olarak erzak ve diğer muhtelif insani yardım malzemeleri dağıtıyorlar. 15 yıldır Hüdâyi Vakfı Saha Operasyon Sorumlusu olarak çalışan Ömer Kişi ile yardım hizmetleri hakkında konuştuk.
Komşuluk hakkı, saygı duyularak gözetilmesi gereken önemli bir görevdir. Cebrâil (as)'ın gelip gittikçe bu konu üzerinde ısrarla durması ve Peygamber Efendimiz'in komşuyu komşuya mirasçı kılınacağını zannetmesi çok anlamlıdır. Komşularla iyi geçinmeli, onlara zarar vermemeli, sevinç ve kederlerine ortak olmalıdır.
Allah Resûlü’nde fânî olan Hazret-i Ebûbekir (r.a.) kötülüğe af ve iyilikle muâmelenin kâ’bına varılmaz numûnelerini sergilemiştir:
İslâm’ın rûh itibâriyle özü, îtikadda tevhîd; amelde ise edeb, istikâmet ve merhamettir. Merhamet, îmânın ilk meyvesidir. Ondan uzak bir gönül, ne müthiş bir hüsrânın girdabındadır.