Yıllardan beri dünya gündemi, birkaç senedir de ülke gündemi, büyük ölçüde ümmet yapısı ve gerçeği üzerinde yoğunlaşmış bulunmaktadır. Ne acıdır ki, “Arap Baharı”ndan Ümmet-i Muhammed baharı doğacak diye ödleri kopan dünya egemeni Batılılar, İslâm coğrafyasını, birer bahane ile yangın yerine çevirdiler. Yangını bütün güçleriyle hala körüklemeye devam ediyorlar.
Zekî ve güçlü kumandan Yavuz Sultan Selim Han, Mısır Seferi sonrası neler yaşadı? İşte cevabı...
Büyüklerden birine demişler ki; “Efendim dua edin de Ümmeti Muhammed kurtulsun.” O da demiş ki; “Siz bana Ümmeti Muhammed’i gösterin ki ben de onların kurtulduğunu söyleyeyim.” Tabi bu biraz abartılı gibi görünebilir ama ne yazık ki biz Kur’anı Kerim’de o vasf edilen “İnsanlığın hayrına çıkartılmış, görevlendirilmiş en hayırlı ümmetsiniz” vasfını kaybetmiş gözüküyoruz.
İslâm Vahdetini Tesis Eden Eşsiz ve Çilekeş Cihangir, Hâdimü’l-Harameyni’ş-Şerîfeyn Yavuz SultAn Selîm Han (1470-1520) kimdir? İşte kendi ağzından cevabı...
Rusya'da bir mahkeme dini bir kitapta yer alan Kur'an ayetlerinin 'radikal' olduğu gerekçesiyle yasaklanmasına karar verdi.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "Hiçbir insani ve ahlaki değer tanımayan cinayet şebekelerinin işlediği cürümlerden dolayı, aynı kıbleye yöneldiğimiz, aynı peygambere ümmet olduğumuz, sevincimizi, kederimizi, varlığımızı, yokluğumuzu paylaştığımız masum kardeşlerimizi suçlamamalıyız" dedi.
Altınoluk Dergisi Yazı İşleri Müdürü Ahmet Taşgetiren, bu zamanda Müslümanın hayat süzgecinden geçirmesi gereken soruları adetâ bir araya getiriyor ve bizi kendimizi sorgulamaya davet ediyor.
Genç aktivistler, "Çok Yaşa Türkiye" etiketiyle başlattıkları kampanya ile Türkiye'deki terör saldırılarına tepki gösterdi.
Sahil Belediyeleri Su Hizmetleri ile Acil Su ve Sanitasyon-Hijyen Grubu (EWASH) tarafından hazırlanan ortak raporda, İsrail'in son saldırılarının ardından Gazze'deki 120 bin kişiye su verilemediği belirtildi.
Bir mü’minin hayat felsefesini, yaşayış tarzını ve tefekkür dünyasını şekillendiren yegâne âmil İslâm olmalıdır. İslâm’ın hayatımızı kuşatıcılığı ve tek kural koyucu olduğu şuuru, bizim mü’min olma iddiamızla ilgilidir. Biz İslâm’ı ne kadar hayatımıza hâkim kılabilirsek o kadar onun boyasıyla boyanır ve Rabbimizin sevdiği bir kul olabiliriz.