İslâmʼın hedeflediği “kâmil insan” olabilmek için dînî hayatı; madde ve mânâ bütünlüğü, zâhir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp âhengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp, yaşamak îcâb eder. Gerçek tasavvuf, İslâmʼın zâhirine ilâveten, bâtın plânında da kavranıp yaşanması gayretinden ibarettir.
İ‘lâ-yı kelimetullâh yolunda muhteşem bir cihan devletinin temelini atan cengâverler sultânı[1] Osman Gâzi'nin (1258-1326) hayat hikâyesi.
Tasavvufun en mühim gâyelerinden biri, kulun enâniyetini bertaraf ederek ona hiçliğini idrâk ettirmektir. Bir kul, merhameti ve ahlâkı nisbetinde Rabbine yakındır.
Yûsuf Hemedânî Hazretleri, mütebessim çehreli, yumuşak huylu, merhametli idi. Fukarâya, gariplere, yalnızlara karşı dâimâ mütevâzı ve cömert davranırdı. Herkese karşı son derece iltifatkâr olmasına rağmen, dünyacı ve kibirli kimselere karşı gâyet vakarlı idi.[1] Müslümanlarla tartışmazdı. Herkese hüsn-i zan besleyerek arkalarında namaz kılardı. Ehl-i kıbleyi tekfîr etmezdi. Düşmanlarına bile iyi davranırdı.
Ebu’l-Hasan Harakani Hazretlerinin hikmetli sözlerinden birkaçı...
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, infâkın zekâttan farkını ve sadece zekât vermenin kâfi olup olmadığını anlatıyor.
Tasavvufun klasik döneminin en önemli isimlerinden biri kabul edilen Ebu Bekir Muhammed Kelâbâzî orucun bilinmeyen yönlerini anlatıyor.
Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül, "Tasavvuf yolunda başarı ve başarısızlık" konularını anlatıyor...
Eski adıyla "İstanbul Dini Yayınlar Fuarı" olarak bilinen İstanbul Kitap ve Kültür Fuarı'nın 36'ıncısı Beyazıt'ta açıldı. Beyazıt Meydanı'nda 200'e yakın yayınevinin kitaplarını okuyucuyla buluşturduğu fuar, 21 Haziran'a kadar devam edecek.
Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül, "Tasavvufi hayat ferdi olarak yaşanır mı?" sorusunu cevaplıyor.