tasavvuf

Büyük İlâhi Lütuf

Altınoluk Dergisi, 374’üncü sayısı “Büyük İlahi Lütuf” başlığıyla çıktı.

İslam'da Kadının Yeri ve Önemi

Erkam Radyo’da İstanbul’un Sırları adıyla program yapan İstanbul Seyyahı Fahri Sarrafoğlu Muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile  İslam'da Kadının Yeri, Değeri ve Önemi konulu özel bir mülakat gerçekleştirdi. İstifadenize sunuyoruz.

İlâhî Takdirden Memnun Olma Sanatı

Mevlânâ Hazretleri buyurur: “Eğer dünyadayken cennette bulunmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma! Çünkü bir kardeşini dostlukla anarsan, dâimâ sevinç içinde olursun. İşte o sevinç, dünyâ cennetinin tâ kendisidir. Eğer bir kimseyi kin ile anarsan, dâimâ üzüntü içinde olursun. İşte bu gam da cehennemin tâ kendisidir.”

'kişilik Emarınız' Ne Söylüyor?

Nerdeyse herkes “Özel bir Müslümanlık çerçevesi” oluşturmuş. İçimize sindiriyoruz, sindiriyoruz, ve bir merhalede içselleştiriyoruz. Öyle ki artık islami olanı, Allah’ın buyurduklarını, Rasulullah’ın yaşadıklarını yadırgar hale geliyoruz. Öyle bir “Hayat tarzı” oluşuyor ki bünyemizde, Kur’an’ın mizanında Rasulullah’ın değerler dünyasında beş para etmiyor. Nasıl taşınacak bu Allah’ın huzuruna, nasıl savunulacak orada?

Erken Teşhis Ahiret Kurtarır

Altınoluk Dergisi, 32’inci yılının ilk sayısında "Erken Teşhis Ahiret Kurtarır" başlığıyla çıktı.

Efendimiz’in Üsve-i Hasene Oluşu

“Güzel bir örnek, örnek bir karakter, örnek bir şahsiyet” anlamına gelen üsve i hasene Peygamber-sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimize hitap şekli olup, Ahzab Sûresinin 21. ayetinde geçiyor. “Andolsun (yemin olsun diyor) Rasûlullahʼta sizin için, Allâhʼa ve âhirete kavuşmayı umanlar ve Allâhʼı çok çok zikredenler için bir üsve-i hasene (örnek bir karakter, örnek bir şahsiyet) vardır.” (el-Ahzâb, 21)

Silsile-i Şerîfe Neden Gerekli?

İlk asırlarda, kıraat, tefsir, hadis ve fıkıh gibi İslâmî ilimlerde genel olarak bir rivâyet zinciri mecburiyeti vardı. İslâm âlimleri, hadis ve tefsir alanında görüşlerini naklettikleri ashâb-ı kirâm, tâbiîn ve diğer âlimlerin sözleri için, onlardan kendilerine kadar gelen bir silsile ararlardı.

Tarikatta Silsile-i Şerîfin Oluşumu

Hak dostu mürşid-i kâmiller, mânevî terbiye, kalp tasfiyesi ve nefs tezkiyesi hususundaki nebevî vazifeyi devam ettiren peygamber vârisleridir. Onların en büyük feyz menbaı, mübârek sîretiyle âdeta canlı bir Kur’ân olan Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir.

Mânevî Terbiye Usulleri

Mânevî arınma ve tekâmül yolculuğu olan seyr-u sülûkte, sohbet, zikir, muhabbet ve hizmetin dışında da pek çok mânevî terbiye usûlü bulunmaktadır. Bu terbiye metodları; zaman ve zeminin şartlarına, kişilerin karakter ve şahsiyetine göre pek çok farklılık ve çeşitlilik gösterebilir. Bazı manevi terbiye usulleri...

Tasavvufî Terbiyede Seyr-u Sülûk

Tasavvuf, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e vâris olmuş gerçek mürebbîler elinde; nebevî terbiye metodlarıyla, nefsin tezkiye, kalbin tasfiye edildiği mânevî bir mekteptir. Bu mânevî terbiye mektebine dâhil olarak “insan-ı kâmil” olma yolunda mesâfeler katetmeye “seyr u sülûk” tâbir olunur.