Akşemsettin Hazretleri'nin huzuruna çıkıp kendisini dervişliğe kabul etmesini söyleyen Fatih Sultan Mehmet neden tekkeye kabul edilmedi? Akşemsettin Hazretleri Fatih'e ne öğütlerde bulundu? İşte cevapları...
İslâmʼın hedeflediği “kâmil insan” olabilmek için dînî hayatı; madde ve mânâ bütünlüğü, zâhir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp âhengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp, yaşamak îcâb eder. Gerçek tasavvuf, İslâmʼın zâhirine ilâveten, bâtın plânında da kavranıp yaşanması gayretinden ibarettir.
Şunu unutmamak lâzımdır ki, Cenâb-ı Hakk’ın bizim ibadetlerimize ihtiyacı yoktur, ibadetlere muhtaç olan asıl bizleriz. Her bir ibadet, ruha ayrı bir vitamindir. Ruha verilecek vitaminler ihmal edilirse, nefsanî hayata doğru meyil başlar.
Tasavvufun en mühim gâyelerinden biri, kulun enâniyetini bertaraf ederek ona hiçliğini idrâk ettirmektir. Bir kul, merhameti ve ahlâkı nisbetinde Rabbine yakındır.
Sevgili Peygamberimiz, Allah Teâlâ’dan istenecek konuları, birçok hadisi ile ortaya koymuş, biz ümmetini bu konuda da eğitmiştir. Yapacağımız duaları, bu hadisler arasından seçip ezberlemek en isabetli hareket tarzıdır.
Hizmet eden kişi, hizmetine devam ettiği müddetçe mânen de terakkî etmelidir. Gönlünü Rabbine lâyık-ı vechile verip ihlâs, edep ve tevâzu üzere kulluk vazifelerini yapmaya gayret etmelidir.
Nasıl ki bir gram altını elde etmek için tonlarca toprağı büyük bir titizlikle elekten geçirmek îcâb ediyorsa, günümüzün iktisâdî şartlarında helâlden kazanmak da büyük bir gayret, dikkat ve hassâsiyet ister.
Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül, "Allah’ın istediği kul nasıl olmalı?" sorusuna cevap veriyor...
Ebu’l-Hasan Harakani Hazretlerinin hikmetli sözlerinden birkaçı...
İlmin zâhir ve bâtında kemâlinin alâmeti, o ilmin faydalı olmasıdır. İlmin faydası ise, sahibinin haşyet ve takvâsını artırmasıdır. Yani kulun istikametidir.