İnsanoğlunu diğer varlıklardan farklı ve üstün kılan en önemli özelliklerinden birisi kendisine bahşedilen konuşma vasfıdır. Tabiatı itibarı ile sosyal bir varlık olan insan, bu yeteneği sayesinde duygu ve düşüncelerini ifade eder. Kur’ân-ı Kerim’de Rahmân Suresi’nin 3 ve 4. âyetlerinde geçen “O insanı yarattı ve ona beyanı (konuşmayı) öğretti.” ayeti bu hususa dikkat çekmektedir.
Söz mukaddestir. Biizler bir çift sözle müslümanlığımızı te’yid ettik, safımız belli oldu. Öyleyse ağzımızdan çıkan her söz, akıbetimizi belirleyen bir âmildir.
Sözün müsbet ya da menfi anlamda gücü ve tesirine dair Kur’ân-ı Kerîm’de verilen örnekler, bizi yeniden sözün ehemmiyetini idrak etmeye çağırıyor.
Mevlânâ Mesnevî'de “Sadece kendi diline ve gönlüne âşinâ olanlar, onun dilini konuşan ve meramını anlayanlardan uzak düşerse; yüzlerce dil, yüzlerce nağme bilse, yine dilsiz olur, susar.” (c.1, 28) diyor. Bu mısra ile Mevlânâ bize ne anlatıyor?
Allâh’ın murâdı, dünyanın tamamıyla harap olması, ehl-i dünyanın tamamen ehl-i âhiret olması değildir. Kıyâmete kadar halkın kiminin sâlih, kiminin fâsık, kiminin uyanık, kiminin gâfil olması, ilâhî hikmet gereğidir. Bu sebeple hakikatin hikmetine âşinâ olanlar, bu konuda sözün yularını çekerler.
Hazret-i Ali -kerremallâhu vecheh-, ilmin amel etmek için olduğunu şu sözlerle vurgularken, inananları özü-sözü bir olmama hastalığına karşı uyarır:
Sadettin Ökten ve Kemal Sayar "Gönül Sadâsı" programı ile Kalbin Sesi Erkam Radyo'da başladı.
Duygu, düşünce, inanç, nasihat ve uyarıları ifade etme yollarından en çok kullanılanı sözdür. Söz bazen sultan olmuştur ama sözün kulaktan başka müşterisi yoktur.
Sosyal medyada ne olduğunuz merak ediyor musunuz? Cevabınız "evet" ise o zaman bu makaleyi mutlaka okumalısınız.