Tebliğ ve irşadda, sözün önemi inkâr edilemez. Ancak hâl ile tebliğ, diğer bir ifadeyle temsîli tebliğ çok daha etkilidir. Söz ve hâl birlikteliği gerçekleştiğinde ise o zaman -Allah’ın izniyle- elbette çok daha güzel sonuçlar alınacaktır.
Haksız yere birine ağır bir söz söyleme ya da ceza verme durumu söz konusu olmuş ise de âmirelere ve büyüklere yakışan edeb, özür dileyebilmeleri ve helâllik isteyebilmeleridir. Bu, hiçbir zaman insanı küçültmez, aksine muhatabın gözünde ve gönlünde daha da büyütür.
İyiliği emir ve kötülükten nehyettiği halde sözü ile işi birbirine aykırı olan kişinin acıklı sonu
Câfer-i Sâdık (r.a.), oğlu Mûsâ Kâzım Hazretleri’ne şu hikmetli tavsiyelerde bulunmuştur:
Dürüstlük, üstün iyilik demek olan birr’e; birr ise, cennet’e uzanan bir çizgidir. Sözünde ve işinde doğru olmaya gayret edenler, Nisâ sûresi’nin 69. âyetinde belirtildiği üzere, peygamberlikten sonraki en yüksek mertebeye (sıddîkıyet) ereceklerdir.
Müslümana özünde, sözünde ve işinde dürüst olmak yaraşır. Müslüman, imanında, verdiği sözde ve dininde, gerek niyet, gerek söz, gerekse davranış bakımından dürüst kimsedir.
Kâsım bin Muhammed'in (r.a.) hikmetli sözlerinden birkaçı ve bazı rivayetlerini sizler için derledik.
Cenâb-ı Allah, ilmi ve âlimi aziz kılmıştır. Allah’ın aziz kıldığını izzetli tutanı da Yüce Mevlâ aziz kılar. İşte bu sebepledir ki ne zaman devlet erkânı, ilmi ve âlimi üstün tutmuşlar ise devletleri de yücelmiş ve iktidarları dâim olmuştur.
Her şeye rağmen bir kere kızmış olan kimseyi teskin etmek için ne yapılması gerekir? Bu sorunun cevabını aşağıdaki hadiste bulabilirsiniz.
Hazreti Ebubekir'in (radıyallahu anha) söylediği hikmetli sözler...