Hak dostlarının sohbet meclislerinde bulunmanın fazilet ve bereketi...
Yunus Emre Hazretleri bir mâzereti olmaksızın mânevî sohbetlerden uzak duranları nasıl tenkid ediyor? Nefsine yenik düşerek sohbetleri terk edenlerin akıbeti...
Allah dostlarının, insanların rûh ve kalbine tesir maksadıyla kullandıkları en mühim vâsıtalardan biri olan sohbet ve zikir meclisleri, ilâhî rahmet, huzur, rûhâniyet ve feyzin sağanak sağanak yağdığı dünyadaki cennet bahçeleridir. Zira nefsini tezkiye, kalbini tasfiye etmiş bir kimsenin sözlerinde, yaşadığı hâlin duyguları yüklüdür. Bu duygularla ve ihlâsla söylenen sözler, muhâtabın kulağından kalbine yol bularak, hayırlı tesirler hâsıl eder ve ebedî saâdete vesîle olur.
Mûsâ Efendi Hazretleri, irşad hayatının merkezine sohbeti yerleştirmişti. Öyle ki, âilesinden üç kişi bir araya gelse, fuzûlî konuşmalara müsâade etmez ve; “Bir sohbeti hak ettik!” buyururdu. Hattâ hastahânede kaldıkları bir gecenin seherinde, refâkatçileriyle yaptıkları sohbet, unutulmaz hâtıralardan biri olarak hâfızalarda yer etmiştir.
Alâüddîn Attâr Hazretleri, sohbet meclislerinde tekrar tekrar: “–Birbirinizle sohbet edin! Sohbet, sünnet-i müekkededir.” îkâzında bulunur, Hak dostlarıyla sohbet edip, bunların âdâbına hakkıyla riâyet etmenin önemine değinirdi.
İmâm-ı Gazali'nin klasik bir eseri olan “İhyâ-i Ulûmuddîn: Din İlimlerinin İhyâsı” her Müslüman'ın okuması gereken temel kitaplardan birisi olma özelliğini taşıyor.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin, nebevî bir terbiye metodu ve dolayısıyla mühim bir sünnet olan sohbetin ehemmiyeti, lüzûmu, mâhiyeti ve edepleri üzerine kaleme aldığı yazıyı istifadelerinize sunuyoruz...