Kıymetli okuyucularımız; Sizleri bu ay, ömrünün çocukluk ve gençlik devresini büyük zorluklarla geçiren, buna rağmen yaşadığı bu sıkıntıları, “Rabbinin kendisine ikram edeceği bir nîmete hazırlık devresi” olarak gören, bu yüzden kendisine çile çektiren herkese cân u gönülden duâ ederek büyük bir ibretlik hâl sergileyen Hatice Daştan Hanımefendi ile tanıştıracağız.
Bir büyüğümden dinlemiştim vaktiyle, üç noktanın mânâsı için şöyle demişti: “Ân gelir üç noktanın anlattığını, bütün bir edebiyat şerh etmekte acze düşer.” Öyledir, bazen kelimeler kifayetsiz kalır duygular karşısında… Yazımızın konusu aşk olunca boşuna değil, yazıyla ilgili birçok başlık yazıp sildim ve az önce naklettiğim söz aklıma geldi. Evet, aşkı anlatacaksak eğer, bu yazının başlığı, üç nokta olmalıydı.
Evli olan çiftlerin üç talakta boşanması sonrasında İslam'a göre ne yapmaları gerekiyor?
İddet, sözlükte belirli sayı, boşanan veya kocası ölen kadının yeniden evlenebilmek için beklemesi gereken süre mânâsına gelir. İddet süresi, çoğunlukla kadının ay hâli (hayız) sayısını veya ayları sayarak belirlendiği için bu kelimeyle ifade edilmiştir.
Lügatte; “herhangi bir şeyin bağını çözmek” mânâsında kullanılan “talak”, ıstılahta; “kadın ile erkek arasındaki bağın çözülmesi ve evliliğin sona ermesi” olarak târif edilir.
“Çocuğu kucağına almak, onu besleyip terbiye etmek ve bağrına basmak” mânâlarına gelen Arapça “hıdâne” kelimesi, bir fıkıh terimi olarak; çocuğu bakıp gözetme hakkı olan kişinin, onu yanına alarak terbiye etmesidir.
Boşanmayla ilgili yapılan bazı yanlışlar ve bilinmeyenler...
Cenâb-ı Hak, varlıkları çift olarak yaratmış ve insan neslinin devamı için kadın ve erkek arasına bir cezb-incizâb kanunu koymuştur. İki taraf da birbirine meyilli, birbirine muhtaç ve birbirini tamamlar özelliklerdedir. Yaratılıştan gelen ve hayatın devamını temin eden bu vasıflar sebebiyle, evlilik (nikâh) meşrû kılınmış ve ilâhî dinler tarafından teşvik edilmiştir.
Divân şairi Fuzuli'nin "Su Kasidesi" şiirinde saklı olan mânâlar...
Allah Teâlâ, insanları, birbirini idare etsinler, birbirlerinin ihtiyacını görsünler diye farklı farklı mizaç, güç, kabiliyet, imkân ve meyillerde yaratmıştır. Toplum içinde güçlüler de olacaktır, zayıflar da… Gençler de olacaktır, yaşlı ve kadınlar da… Zenginler de olacak, fakirler de…