Aile saadeti için eşlerin bilmesi gerekenler...
Dünyaya aldanarak âhireti unutmak; bayağı şeylerle oyalanarak saâdeti sefâlet çarşısında aramaktan farksızdır. Bu gafleti bertaraf etmenin çâresi ise “zikir”dir. Zikir, gönlün Allah ile olmasıdır.
“Bütün gaybları en iyi şekilde bilen Cenâb-ı Hak, ibadetlerin sûretleri ile birlikte kulluk vazifesinin îfâsını da rûh ve rûhâniyetin en derin ve en hassas noktasından bekler.”[1]
Hazret-i Ali (r.a.) dört şey devam ettiği müddetçe din ve dünya, huzur ve selâmetle ayakta duracağını anlatıyor.
Ne yapmalı ki, ilâhî muhabbete basamak olacak bir âile hayatı kurabilmeli? Nelere dikkat etmeli ki, evlerimiz birer huzur ve saâdet cenneti olabilsin? Nasıl yaşamalı ki, tüm âilece hayat yolculuğumuz sonsuz vuslatta noktalansın? Nasıl temin edilmeli ki, dünyada gerçekleştirilecek bir saâdet, âhiret hayatında da devam etsin?!.
Musa Topbaş (k.s.) Efendinin 1987 yılında Altınoluk Dergisi'nde yayınlanan "Cemiyet Hayatımızda 60 Yıllık Edep Farkı" yazısını sizler için alıntıladık.
Dünya ve ahiret hayatında saâdetin ilk şartı, Allâhʼa kul olmaktır. Hakʼtan uzak kalanların; keyfince yaşayıp dünyanın tadını çıkarmak diye anladıkları saâdet, îmanlı gönüller için acı bir aldanış ve sefâlettir.
Gönüllerin tatmini sadece ilimle değil, ancak Allah’a vuslat iledir. Bilgi, Allah’ı tanımada ve hakikatleri idrak etmede önemli bir vâsıta olmasına rağmen, sahibini saadete ve huzûra eriştirmede yeterli değildir. Bu sırrı bir şekilde hisseden ilim yolcuları, gönüllerini Allah ile teskin edecek yol ve mürşid arayışına girmişler.
Dünya nîmetlerine takılıp kalmak, onun fânî ve anlık zevk u safâsı için sonsuz bir saâdet imkânını zâyî etmek gibidir. Tıpkı Yûsuf -aleyhisselâm-’ı kuyuda bulup o ulvî nasîbi üç kuruşluk dünya menfaatine satan gâfil kervancıların hâli gibi.
Herhangi bir şekilde insanların önünde bulunan kimseler ve bilhassa idâreciler, amellerine ve gönüllerindeki temâyüllere daha fazla dikkat etmek zorundadırlar. Çünkü onların en küçük bir zaaf ve hatâsı, katlanarak büyümekte ve toplumu çepeçevre kuşatan bir girdap hâline gelmektedir.