Elimdeki çöpleri atmak için kutuya eğildim. Bana bırakılan son işaret oradaydı: Gri bir güvercin tüyü… Uzanıp aldım. Şimdi, pervane kanadı ve diğerleri gibi kitabımın sayfaları arasında...
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem “Kişi sevdiği ile beraberdir...” müjdesini sahabeye veriyor.
Kamil bir imana sahip olabilmek ancak Hz. Peygamberi (s.a.v.) kendi nefsimizden daha fazla sevmemizle mümkündür. “Peygamber; müminler için kendi öz nefislerinden daha evladır” ayeti kerimesi ile kulların göz bebeği Hz. Peygambere (s.a.v.) mutlak bir öncelik tanınması, mümince yaşarken her davranışın bu şuuru içermesi gerektiği belirtiliyor. Onun ümmetinden olan, Onun tebliğine iman etmiş herkes kulluğu en yüksek ve kamil manada temsil eden Hz. Peygamberi (s.a.v.) kendisine örnek almalıdır.
Peygamber sevgisi neden bu kadar önemli? Peygamber sevgisinin dinimizdeki önemi nedir? Peygamber sevgisi olmaz ise imanımıza bir zeval gelir mi? Dr. Murat Kaya anlatıyor...
İstikbâlin iki günlük dünya ile sınırlı olmadığına inanan ve çocuklarını gerçekten seven anne babalar, şartlar ne olursa olsun, onları Allah, Peygamber sevgisiyle ve din bilgisiyle donatmalıdırlar. İşte o zaman görevlerini yapmış, yavrularının istikbâlini hazırlamış olurlar.
İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, "İslam Peygamberi Hazreti Muhammed'e, bu milletin gerçekten aşk seviyesinde bir sevdası, hasret seviyesinde bir özlemi var." dedi.
Allah dostlarının Peygamber sevgisi nasıldı?
Allah ve Resûlullah’a yakın olabilmenin kıymet ve hasreti kıyâmete kadar devam edecektir.
Hazreti Âişe radıyallahu anha, Rasûlullah Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem mübarek hanımı, mü’minlerin annesi... Nikâhı Allah Teâlâ’nın emriyle gerçekleşen genç, zekî, âlime, edepli, iffetli ve sâliha bir hanımefendi... Hizmetiyle, ilmî kabiliyetiyle ve İslâm’ı tebliğdeki gayretiyle Efendimizin özel sevgisine mazhar bir mücâhide, en çok hadis rivayet eden annemizdir.
Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in vefâtından sonra Peygamber müezzini Bilâl-i Habeşî -radıyallahu anh- üzüntüsünden, o semâları titreten güzel sesiyle bir daha ezân okuyamaz olmuştu.