Maddî mânevî yükselmek çok çalışmakla olur. İnsan çalışması kadar derece kazanır, böylece Allâh’a kulluk vazifesi de her türlü çalışmada kendini gösterir.
Zonguldak'ın Alaplı ilçesinde ayakkabı boyayarak geçimini sağlayan Hüseyin Öztürk, günlük kazancını sahiplendiği sokak köpeğiyle paylaşıyor.
İsâ (a.s), “Servetin üç âfeti vardır demiştir. Birincisi, onu helalinden temin etmemek. İkincisi, helalinden kazansa bile meşrû olmayan yerlere sarf etmektir. Üçüncüsü, meşrû yollara sarf etse bile, o malı düzeltmekle meşgul olmaktır ki, bu da onu Allah’tan alıkoyar.”
Parada bir sır vardır; o, geldiği yoldan gider. Yani helâl para, gerçek mânâda hayra sarf edilirken; şer yoldan gelen para ise, yine şerrin sermayesi olur. Herkes zanneder ki ben parama hükmederek istediğim yere harcıyorum. Hâlbuki para, kazanılışındaki mânevî temizlik durumuna göre, lâyık olduğu yere gider; sahibinin irâdesini de kendi gittiği yere doğru istikâmetlendirir. Yani hâkimiyet çoğu zaman paradadır; sahibinde değil.
Günümüz toplumunun sorunları nelerdir? İslami hayatta meydana gelen problemlerin sebebi nedir? İnsanların kazançlarında helal ve haram hassasiyeti ne durumda? Günümüzün portresi...
Bir Müslüman, İslamiyet'i söz ile temsil ettiği gibi hâl dili ile de temsil etmeli. Müslümanlığı hâl ile yaşamalı. Şüphesiz ki bunun önemli alâmetlerinden birisi de helâl kazanç. İşte Ebû Hanife Hazretleri'nin hikâyesi, Müslüman'ın, hayatında helâl kazanca ne kadar önem vermesi gerektiğini anlatan bir ibret tablosu...
Dünyanın önde gelen kahve üreticilerinden Etiyopya'da, kahve işçileri tarlalarda günde 1 dolara çalışıyor.
Zengin olan kimse ölçüsünü kaçırıp da sırf para kazanmak kastı ile evine, ailesinin yanına muntazam bir surette güler bir yüzle gelemiyor ve terbiyesi ile meşgul olması icab eden yavruları ile yakından meşgul olamıyor ise bu ne biçim zenginliktir?