Ramazan'ın yazın sıcak günlerine denk gelmesi, serinleten ve susuzluğu gideren gıdalara olan ihtiyacı arttırdı.
Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri buyurur: “Açlık, bulut gibidir. Kişi az yemeye riâyet edince, kalbi hikmet yağmurları yağdırmaya başlar.”[1]
Türkiye'deki kayıtlı Suriyeli sığınmacıların yüzde 50'den fazlasını çocukların oluşturduğu ve dünyada en fazla Suriyeli çocuk sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkenin, Türkiye olduğu açıklandı.
Onkoloji Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, “Tatlı tüketilecekse bu doğal şekerle yapılmış olmalı. Sadece kanser hastaları değil, sağlıklı bireyler de fabrikasyon tatlılardan uzak durmalı, evde hazırlanmış tatlılar tercih edilmeli” dedi.
Priştine’nin güney batısındaki Kosova sahasında, müttefik haçlı kuvvetleri ile Osmanlı ordusu karşı karşıya geldi. Müttefikler, yaklaşık yüz elli bin kişilik bir orduya sahipti. Osmanlı ordusu ise, ancak altmış bin kişi idi. Sultan I. Murat'ın muharebenin nihayetinde şehit olacağı Kosova ovasında yaşananlar ve hünkarın son sözleri...
İnsanın maddî yapısının yanında rûhî tarafı da vardır. Maalesef bugün insanların çoğu, sadece maddî ihtiyaçlarını temin için gayret sarf etmektedir. Hâlbuki insanın bedeni fânî, rûhu ise bâkîdir.
Yeme, içme ve giyinme gibi hususlarda îtidalden ayrılmamalıyız. Sofra başında iken, yiyeceğimiz lokmaları bulamayanları, zâlimlerin zulmü altında aç bir şekilde ağlayan muzdaripleri, bilhassa mazlum ve bîçâre din kardeşlerimizi düşünmeli, aşırı yemek hususunda nefsimizi frenlemeli ve; “Acıyın bize! Ey merhamet, neredesin?” feryatlarına karşı, duyarlı olmalıyız.
Ramazan’a üç gün kaldı. Çarşamba gecesi sahura kalkılacak, Perşembe günü de yaklaşık 17 saat süren orucun ardından ilk iftar yapılacak. Yaz sıcağında uzun açlık ve susuzluk süreleri metabolizmanın işleyişini değiştireceğinden, Ramazan öncesi bünyemizi bu sürece hazırlamak çok daha fazla önem taşıyor. Peki bir aylık oruç dönemine nasıl hazırlık yapmalıyız?
İnsanın geçmişine baktığımızda tabiat unsuru olarak toprak terkibinin içindeydi. Zamanı gelince topraktan çıkan bitkilere ve oradan da bâzı mahlûkata geçti. Derken babasının sulbüne nutfe olarak intikâl etti, oradan da annesinin rahmine yerleşti.
Şeyh Sâdî buyurur: “Âdemoğulları bir bedenin âzâsı gibidirler. Çünkü yaratılışları bir mayadandır. Aynı cevherden yaratılmışlardır. Günün birinde vücuttaki âzâlardan biri ağrırsa öteki âzâları da rahatsız olur. Başkalarının dert ve acılarıyla muztarip olmazsan, sen «insan» diye adlanmaya lâyık değilsin.”