Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin, mümtaz kaleminden çıkan, Rebiülevvel ayı vesilesiyle yayımlanan "Gönüller Sultânı Efendimiz'e Muhabbet" kitabı raflardaki yerini aldı.
Âyet-i kerîmede buyrulur: “Andolsun size kendi içinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız Oʼna çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (et-Tevbe, 128)
Eski takvimimize göre 1293 yılına denk geldiği için “93 Harbi” denilen bu savaşta da böyle oldu. Ruslar, beleşten bir zafer kazanarak tâ Tuna ötelerinden İstanbul’un Yeşilköy’üne kadar geldiler. Yeşilköy’ün o zamanki adı Ayastefanos olduğu için Rus kumandanı Grandük Nikola’nın kılıcına dayanarak dikte ettirdiği sulh şartları “Ayastefanos Muâhedesi” adıyla tarihe geçmiştir.
Bizim, çok sevdiğimiz, şefâatini dilediğimiz, dünyada Ravza’sına, ukbâda Havz-ı Kevser’ine hasret duyduğumuz Rasûlullah -sallâllahu aleyhi ve sellem- ile; ibâdet, muâmelât ve ahlâk bahsinde müşterekliğimiz acaba ne kadar?
Her ibâdetin gönle kazandırdığı apayrı güzellikler, fazîletler ve mânevî kazançlar vardır. İnsanoğlunun ham vasıftan kurtulup olgun bir mü’min olmasında bu mânevî kazançların ehemmiyeti pek büyüktür.
Ol Seyyidü’l-kevneyn Muhammed Mustafâ’ya salevât!.. Ol Rasûlü’s-sekaleyn Muhammed Mustafâ’ya salevât!.. Ol İmâmu’l-Harameyn Muhammed Mustafâ’ya salevât!.. Ol Ceddü’l-Haseneyn Muhammed Mustafâ’ya salevât!.. اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ بَارِكْ وَ سَلِّمْ
Ömrümüzün her ânında; bizim için şefkat ve merhamet dolu, rakik bir sîne olan Fahr-i Kâinat Efendimiz’e ümmet olma lûtfuna erişmenin saadet ve sürûru içinde olmalıyız. Fânî kaygı ve endişelerin girdabında boğulmamalıyız.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi seher ve gecelerin ehemmiyetinden sonra helak olan kavimlerden bahsediyor.
Sultan Abdülhamîd Han tahta yeni geçtiği ve henüz devletin dizginlerini tam mânâsıyla eline alamadığı için Mithat Paşa ve avanesi, kolay bir zafer elde edebileceklerini umarak Sultan Abdülhamîd Hân’ı dinlemeyip Rusya’ya harp îlân ettiler. 93 Harbi böyle bir durumda neden çıktı?
Ashâb-ı kirâmın, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e olan muhabbet tezâhürlerini, O’nun emir ve nehiylerine nasıl ittibâ ettiklerine ve O’nun nebevî ahlâkıyla nasıl ahlâklandıklarına bakarak müşâhede edebiliriz. Zîrâ seven, sevdiğini, sevgisi ölçüsünde taklîd edip O’na tâbî olur.